Evrenin yanında çok küçük kaldığımızı biliyordum, bir hiç olduğumuzu biliyordum, ama böylesine ölçüsüz derecede hiç olmamız, bir bakıma kişiyi hem eziyor hem de güven veriyor. İnsan düşüncesinin sınırları dışına taşan şekiller ve boyutlar, çok, ama çok güçlü. Tutunabileceğimiz herhangi bir şey yok mu bu evrende? İçine tepeleme daldırıldığımız o yanılsamalar karmaşası içinde, bir hakikat heykeli olarak dikilmiş tek bir şey var, o da sevgi. Gerisi hiçlik, bomboş bir hiçlik. Kocaman, karanlık bir uçurumdan aşağı bakmaktayız. Ve, korkuyoruz.
Bireyin kaybolduğu kentlerin büyüklüğü, dağlar kadar yüksek olan binalar, radyodan gelen sürekli ses bombardımanı, günde üç kez değişen ve insana neyin önemli olduğu konusunda karar verme fırsatı tanımayan gazete başlıkları, bireyi ortadan kaldırmak için saat gibi şaşmaz bir tempoyla yeteneklerini sergileyen, pürüzsüz çalışan güçlü bir makine gibi hareket eden yüz kızın rol aldığı şovlar, cazın bangır bangır kafalara inen ritmi - bütün bunlar ve daha birçok ayrıntı, denetlenemez boyutlarıyla bireyi içine aldığında, ona bu bütünün minicik bir zerresiymiş duygusunu veren bir yıldızlar kümesini andırır. Bireyin elinden gelen tek şey, taburda bir asker ya da fabrikada yürüyen bandın başında görevli bir işçi gibi, olan bitene ayak uydurmaktır. Edimde bulunabilir, ama bağımsızlık, önemlilik duyguları çekip gitmiştir.
Çağdaş reklamcılığın büyük bir bölümü çok farklı; mantığa değil, duygulara sesleniyor, her uyutucu, uyuşturucu etkileme ve inandırma gibi o da nesneleri duygusal olarak etkilemeye, sonra da zihinsel olarak boyun eğdirtmeye çalışıyor. Bu tür reklam, müşteriyi etkilemek için çeşit çeşit araç kullanır. Aynı sözleri tekrar tekrar söyler örneğin, şu marka sigarayı içen bir boksör ya da sosyete kadını gibi herkes tarafından kabul edilmiş bir ünlüyü kullanır, güzel bir kızın cinsel çekiciliğini gözler önüne sererek müşterideki eşleştirme yetilerini zayıflatıp onun ilgisini çeker, onu "ter kokusu" ya da "ağız kokusu" tehlikesiyle korkutur ya da belli bir sabun ya da gömleği almakla, kişinin hayatında ansızın büyük bir değişiklik olacağı yönünde hayaller kurmasına ortam hazırlar. Bütün bu yöntemler temelde usdışıdır, malın nitelikleri ile uzak yakın ilgileri yoktur, müşterinin eşleştirme yetilerini, tıpkı afyon ya da hipnoz gibi köreltir ve öldürürler.
Sermayenin ekonomik dizgemizdeki belli kesimlerde toplanması, bireyin girişimcilik, cesaret ve zekasıyla başarıya ulaşma olasılıklarını kısıtlamıştır. Tekelci sermayenin zafer kazandığı alanlarda, pek çok kişinin ekonomik bağımsızlığı yok edilmiştir. Mücadeleye devam edenler, özellikle de orta sınıfın büyük bir bölümü için, savaş, öylesine garip bir niteliğe bürünmüştür ki, kişisel girişimcilik ve cesarete olan güven duygusunun yerini, bir güçsüzlük ve umutsuzluk duygusu almıştır. Gizli olmakla birlikte korkunç büyük bir güç, bütün bir topluma egemen olmuş, toplumun büyük bir kısmının geleceği, bu gücü elinde tutan bir grubun kararlarına bağımlı hale gelmiştir.