Arkadaşınız kendisine kaba davranan bir erkekle bir ilişkiye saplanmış durumda ve bu ilk kez olmuyor. Neden? Hiçbir seçim yok. Geçmiş tarafından koşullanan zihin daima bildiği ve aşina olduğu şeyi yeniden-yaratmaya çalışır. O acı verici olsa bile, en azından aşina bir şeydir. Zihin daima bilinene tutunup yapışır. Bilinmeyen tehlikelidir, çünkü zihin onun üzerinde hiçbir kontrole sahip değildir. İşte bu yüzden zihin şimdiki-andan hoşlanmaz ve onu görmezden gelir.
"Artık daha fazla acı, daha fazla ıstırap yaratmayacağım" diyebilmek için daha ne kadar zamana ihtiyacınız olacağım düşünüyorsunuz? Bu seçimi yapabilmek için daha ne kadar fazla acıya ihtiyacınız var? Eğer daha fazla zamana ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, daha fazla zamanı -ve daha fazla acıyı- elde edeceksiniz. Zaman ve acı birbirinden ayrılmaz.
Kendisinin güneşin ayrılmaz bir parçası olduğunu unutmuş olan ve varlığını sürdürmek için savaşması gerektiğine inanan ve güneşten başka bir kimlik yaratıp ona yapışan bir güneş ışınını düşünün. Bu illüzyonun ölümü inanılmaz derecede özgürleştirici bir şey olmaz mı? Siz kolay bir ölüm istiyor musunuz? Acısız, ıstırapsız bir ölümü tercih eder miydiniz? O zaman geçen her an'a ölün ve mevcudiyetinizin ışığının "siz" olduğunu sandığınız ağır, zamana-bağlı benliği ortadan kaldırmasına izin verin.
Nüfusun hâlâ bilinçsiz olan büyük çoğunluğu için, ancak kritik bir sınır-durum ego'nun sert kabuğunu kırıp onları teslim olmaya ve böylece uyanmaya zorlama potansiyeline sahiptir. Bir sınır-durum ancak, dünyanız -bir felaket, şiddetli bir kargaşa, derin bir kayıp ya da ıstırap sonucunda- paramparça olup artık bir anlam ifade etmediğinde ortaya çıkar. O -bu ister fiziksel, ister psikolojik olsun- ölümle karşılaşmaktır. Bu durumda, bu dünyanın yaratıcısı olan egosal zihin çöker. Eski dünyanın küllerinden, o zaman yeni bir dünya meydana gelebilir.