Kendini en çok korkutan güzellikler önünde sürekli duyduğu ezilmek, ölmek arzusu şimdi daha şiddetli ve direncini kıran bir inatla onu zayıf düşürüyordu.
O kadar ki, Suad içini yakan şeyleri anlatamamak ateşiyle bir imaya bile cesaret edemiyordu. Kaç kere: “Ama...” diye başlayıp bunları mümkün olduğu kadar anlatmaya hazırlandı. Bu girişimlerinin çoğunda kendi tabiatına tamamen ters olan uzun gerçeği söyleme güçsüzlüğü, gülünç bulunmak kaygısı, geri dönüşsüz bir reddediliş, fikirlerine önem verilmeme korkusuyla saatlerce süren mücadeleler sonucunda yine sessizliğe, yine kederlerini yalnız kendine saklamaya mecbur kaldı.