Gözbebeklerinden şahlanan kayışları
gererek arkaya doğru apansız
bir tanımsızlık hissiyle
Bakışlarından ölümsüzlük dersi alan
tanrıların sofrasında nemli bir tuzluk
gibi tıkalıyken kalbim
parmağımdan çıkartamadığım bir yüzüksün sen
Gerin, bedenim, gerin;
Doğan güneşe karşı.
Duyur duyurabilirsen,
Elinin kolunun gücünü,
Elle güne karşı.
Bak! Dünya renkler içinde!
Bu güzel dünya içinde
Sevin sevinebilirsen,
İnsanlığın haline karşı.
Durmadan işleyen saatlerde
Dişli dişliye karşı;
Dişlilerin arasında,
Güçsüz güçlüye karşı.
Herkes bir şeye karşı.
Küçük hanım, yatağında, uykuda,
Rüyalarına karşı.
Gerin bedenim, gerin,
Doğan güne karşı.
Yokluğun her dakika ölüm demek gitme kal
Hasretim daha yüz yıl dinmeyecek gitme kal
Yetişir senden uzak yıllardır kahrolduğum
Ayrılma hiç yanımdan mahşere dek gitme kal