D.G.

377 yılı başında Marcianapolis civarında, Romalı askerler ile Gotların bir bölümü arasında çıkan karışıklık tüm mültecilerin başkaldırmasana sebep oldu.
Reklam
.. Onların atışları mutlaka ölümü getirirdi. Bunun bilinen meşhur örneği Balamir'in mızrağıyla ölen Vithimer'dir. Roma'da hiçbir zaman at ve binicisi arasında böyle bir ahenk görülmemişti. Atlarında sanki "çivilenmiş gibi" "perçinlemiş gibi" oturuyorlardı.
Kitabı bitirdim ve incelemeyi yazıp yazıp sildim. Kelimeleri düzgün seçip nasıl bir araya getireceğimi ve öfkemi üzüntümü nasıl yazarım diye düşünürken Mikail Hocam'ın incelemesi düştü önüme. Hissettiklerimi bu kadar mı iyi yazarsınız, her kelimesi yerinde olan incelemeniz için teşekkür ederim.

Mikail Balcı

@Ogretmen_Okur
·
Karamsar ruhların ulaşamayacağı yerlerde okuyunuz!
Bir yazar her kitabında bu kadar mı yaklaşır ölüme… Ve bu kadar mı mutsuz sonla biter kahramanların hikayesi… Sen ne yaşadın be adam, diyor insan okurken ister istemez, ne yaşadın da böylesi hikayeler yazdın? Hangi hayat “Ben öleli çok oldu,” cümlesini kurdurdu sana? Hangi düzen? Kör Baykuş, Aylak Köpek, Diri Gömülen, Hacı Ağa ve Vejetaryenliğin Yararları diye uzayıp giden Sadık Hidayet serüvenimin şimdilik son durağı Üç Damla Kan oldu. Üç Damla Kan; farklı, insanı alıp başka dünyalara götüren, götürdüğü dünyalarda karamsarlığa iten, üzen, yıpratan ve hatta kızdıran; fakirliğe, hastalığa, kabadayılığa, karşılıksız sevdalara uzanan hikayelerden oluşuyor. Sadık Hidayet muhteşem bir gözlem gücüne sahip bir yazar ve içinden çıktığı toplumun yaşantısına, bakış açısına oldukça hakim. Yazdığı hikayelerde bu bakış açısını keskin bir şekilde sunuyor. Kadına bakış, ona verilen değer! insan ilişkileri hikayelerin içinde öne çıkıyor. Kimi yerlerde kendinizi bir coğrafyayı sorgularken, nasıl böyle bir durum olabilir diye düşünürken buluyorsunuz. Duygu durumunuz yer yer tiksintiye kadar kayıyor. Eserin bir yerinde 30 yaşında bir adamın 9 (dokuz) yaşındaki kız çocuğuyla evlendirildiğini ve onu hikayeler anlatarak uyuttuğunu gördüm. Çok zor bitirdim diyebilirim. Hatta eserin bir yerinde o yaştaki çocukların evliliği yeni elbiseler giyeceğini düşünmekten öte tanımadığını söylüyordu. Hikayelerin çoğu sizi şaşırtacak biçimde ve ölümle bitiyor. Ölümle biteceklerini bilmeme rağmen hiçbirinin sonunu tahmin edemediğimi ifade edebilirim. Çoğu hikaye yüreğinizi yakacak cinsten. Hayat kimilerine acımıyor, kimilerine ikinci bir şans vermiyor ve belki de kimilerinden tek şansı bile esirgiyor. Bazen bir yanlış yapıyorsun ve tüm doğruların gidiyor. Bazen de o yanlışı dahi yapmadan kaybediyorsun her
Edebiyat
"Yoksulluk dönemi eğlenmeye ve sarhoşluğa bak, Zira bu dünyanın kimyası dilenci eder Karun'u." # Hâfız-ı Şirazî
Her güzel anı ganimet bil Işin sonunun ne olacağından kimsenin haberi yok!
Reklam