Bir gün bir baba oğlunu dağa yürüyüşe götürmüş. Çocuğun yürürken ayağı bir taşa takılmış ve “Ah!” diye bağırmış. Dağdan bir ses gelmiş: “Ah!” Çocuk sesi duyunca şaşırmış ve “Sen kimsin?” diye bağırmış. Dağdan cevap gelmiş: “Sen kimsin?” Çocuk sinirlenmiş, “Senden nefret ediyorum!” diye bağırmış dağa. Dağdan gelen cevap yine aynı: “Senden nefret ediyorum!” Çocuk korkuyla babasına bakmış, “Baba ne oluyor?” diye sormuş. Babası gülümseyerek, “Şimdi beni izle oğlum...” demiş ve dağa dönerek, “Seni seviyorum” diye bağırmış, aynı ses dağdan geri gelmiş. Sonra “Sen harikasın” diye bağırmış ve dağdan yine “Sen harikasın” karşılığı işitilmiş. Sonra baba çocuğuna dönerek, “Bak oğlum bunun adı yankıdır” demiş. “Ama biz buna hayat diyoruz. Sen hayata ne söylersen, hayat da sana onu geri aksettirir. O yüzden ne söylersen söyle, hep güzel söyle."
"Yaşadığımız olumsuz olayları zihnimizde öylesine büyütürüz ki acının şiddeti birse, etkisini bin yaparız. Önemli olan onu fark etmek, içindeki dersi almak ve onu ıstıraba dönüştürmeden yola devam edebilmektir.”
Affetmediğimiz her insanın olumsuz enerjisini kendi içimizde taşırız. Affettiğimizde o enerjiden özgürleşiriz. Affetmek onun davranışının haklı olduğunu kabul etmek değildir. Affetmek kendi içindeki olumsuz duygunun çıkmasına izin vermektir.
Sadece kendimizi değil, herkesi affetmeliyiz.
Ruhsal bir hayal gücü vardır.
Bu güç, hastalıkları oluşturabileceği gibi, var olan rahatsızlıkları da ortadan kaldırabilir. Beden, ruhsal hayal gücünün emirlerine itaat etmek zorundadır.”
- İbni Sina