• Bir de kavgadan sonra barışmak, sevgiliden özür dilemek ya da onu affetmek ne doyulmaz zevktir! Bunun verdiği saadet ve zevkle genç çift kendilerini yeni tanımış, henüz evlenmiş, yeniden sevişmeye başlamış gibi hissederler. Karı koca arasında geçenleri nasıl seviştiklerini kimse bilmemeli, hiç kimse. Kavga ettikleri zaman öz analarını bile çağırıp birbirlerini şikayet ederek hakemliğini istememelidirler. Her müşkülü kendi aralarında haletmeleri lazımdır. Aşk kutsal bir sırdır; sevişenler arasında ne geçerse yabancı gözlerden sakınmalıdır. Bu onun kutsallığını bir kat daha artırır, zevkini çoğaltır. Birbirlerini daha çok sayarlar. Saygı pek çok şeyin temelidir. Ortada aşk olduktan, sevişerek evlendikten sonra bu sevgi niçin sönsün? Bunu devam ettirmenin çaresini bulunmazmı? Çaresiz haller pek nadirdir. Kadının kocasının iyi kalpli namuslu bir adamsa aşk niçin geçsin? Evliliğin başlangıcındaki ateşli aşk geçebilir, fakat bunun yerini daha iyi daha sağlam bir sevgi alır. Ruhlar anlaşır her işi elbirliğiyle yapmaya başlarlar. Birbirlerinden gizlileri olmaz. Hele çocuklar gelmeye başlayınca en çetin devrelerde bile kendilerini bahtiyar hissederler. Yeter ki sevgileri, matenetleri sarılmasın. Neşeyle çalışmak, çocuklar uğruna fedakârliklara katlanmak da ayrı bir zevktir. Çünkü zamanla onlar seni bu yaptıkların için seçeceklerdir; yani ilerisi için sevgi tasarrufu yapıyorsun. Çocuklar büyüdükçe onlar için örnek, dayanak olduğunu hissedersin. Sen ölünce onlar ömürleri boyunca senin duygularını, senin fikirlerini taşır, senin benzerin olurlar. Çocuk yapmak kutsal bir ödevdir. Ana babayı birbirlerine daha çok yaklaştırır. Bazı kimseler çocukları yük sayar kim demiş onu? Çocuk dünyanın en büyük saadetidir. Küçük çocukları sever misin Liza? Ben bayılırım. Düşün bir kere şöyle pembe minicik bir oğlan memeni emiyor; hangi erkek, kucağında evladını tutan karısına karşı kalbinde kötülük besleyebilir!... Pembe, tombul bebek sereserpe yatmış, keyifleniyor; elceğizleriyle ayaçıkları yumuk yumuk, tırnacıkları tertemiz, hem öyle küçücük ki insanın güleceği gelir. Ama bakışları sanki daha şimdiden herseyi anlıyormuş gibi... Meme emerken annesinin göğsünü eliyle çekiştirip oynar. Babası yanlarına gelince memeyi bırakıp kendini arkaya atarak babasına bakar, gülmeye başlar. Sanki gülecek bir şey varmış gibi!... Sonra gene gıdasına döner. Dişleri çıkmaya başlayınca bir de bakarsın anasının göğsünü dişleyiverir. Üstelik, "Bak, nasıl ısırdım" gibilerinden yan yan bakar... Karı koca ve çocuk tam saadet tablosudur.
  • Affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar.
  • Affetmek hep bir duygu gibi düşünülür. Aslında duyguların sona ermesi demektir.
  • Seni affetmek hayatımın en büyük hatasıydı..
    Nerden bilebilirdimki...
    "Katilini affedersen seni yine öldüreceğini"...
  • Acaba, kadınlar erkeklerden daha mı kolay aklını yitirebiliyordu? Evet, erkeklerden çok daha hassastık ama bir o kadar da güç­lüydük. Bize yapılanları affetsek bile unutmuyorduk örneğin. Bir hatayı affetmek ile kabullenmek arasındaki ince çizgiyi çok iyi bi­liyorduk..Canımız yandığında gözümüz kapalı yürüyorduk. Ve hatta, yaramız çok derin olduğu zaman kulaklarımızı bile tıkıyorduk..
    ..zorunluklarla büyüdüğümüz için çabuk olgunlaşıyorduk.
  • Solomon Adaları'nda yaşayan yerlilerin ilginç bir ağaç kesme yöntemi vardı. Elektronik testere gibi teknolojik nimetlerden mahrum olan yerliler, baltayla kesemeyecekleri kadar kalın bir ağacı üfleyerek deviriyorlardı!

    Evet, yanlış okumadınız. " Üfleyerek! "

    Baltayla deviremeyeceklerini düşündükleri ağacın karşısına hep birlikte dizilip bir ağızdan kötü sözler söylüyorlar ve bunu yaparken her ağacın içinde bir ruh taşıdığına inanıyorlardı. Kötü fısıltıların ise bu ruhu gücendirip ağacı terketmesini bekliyorlardı. Bir süre sonra ağaç kurumaya yüz tutuyor, ardından da devriliyordu...


    Sizce bu sözler bir ağacın yanında, bir insana söylendiğinde farklı bir tesire sebep olabilir miydi?
    Sonucunu tahmin etmek güç değil...

    Ruha söylenen her söz; İyiliği ve kötülüğüyle, içinde " Yaşamı " taşır. Sözler ki bir nefesle, daima bizde...

    " Söz ki baltadan daha yaralayıcı olmalı. "

    Senai Demirci/Aşka Dair Öyküler
    adlı kitabından " uyarlanmıştır " :)

    ★★★


    Sözcüklerin gerçeği değiştirme gücü vardır. Öyleyse sözcüklerine dikkat ederek güçlü bir enstrüman olarak kullan onları; iyileştirmek için, şükretmek için, şefkat göstermek için, var etmek için, affetmek için kullan.

    • Daphne Rose Kingma