Yormayan bir felsefe kitabı arayanlara kesinlikle öneriyorum.
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:58
Selam kitap dostlarım, Bugün çok güzel bir kitapla geldim. Bugün sizlere okurken sık sık durup düşündüğüm, altını çizdiğim ve bazı sayfalarını kapattıktan sonra bile zihnimde taşımaya devam ettiğim bir kitapla geldim: Sessizliğin Eşiğinde. Kitaba öncelikle balkonda okumaya başladım. Bu kitap insanı kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Sessizliğin Eşiğinde benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Yazar, hayatın en tanıdık ama en az üzerinde durduğumuz eşiklerine davet ediyor bizi. Sevmek, sahip olmak, dostluk, özgürlük, ölüm, affetmek, merhamet, umut etmek... Hepimizin hayatında yer eden ama çoğu zaman cevabını bulamadığımız soruların peşine düşüyor. Bu kitap bir öğreti kitabı değil. Size ne yapmanız gerektiğini söylemiyor. Tam aksine, sorular soruyor ve o sorularla baş başa kalmanıza izin veriyor. Belki de en kıymetli yanı bu. Sayfalar arasında dolaşırken bir yanda Platon'u, Spinoza'yı, Nietzsche'yi, Sartre'ı; diğer yanda Yunus Emre'yi, Mevlânâ'yı, Gazâlî'yi ve daha nice düşünürü aynı sohbetin içinde buluyorsunuz. Doğu ile Batı'nın, geçmiş ile bugünün, akıl ile kalbin buluştuğu bir düşünce yolculuğu çıkıyor ortaya. En çok hoşuma giden şeylerden biri de çok zor anlaşılan ve karmaşık bir kitaba benzemiyor oluşu. Aksine günlük hayatın tam içinden örneklerle, hikâyelerle ve güçlü tespitlerle desteklenmiş. Özellikle modern insanın hızla tüketen yaşamını, yalnızlığını, teknolojiyle kurduğu ilişkiyi ve durup düşünmekten nasıl kaçtığını anlatan bölümler beni oldukça etkiledi. Her bölümden sonra durup düşünmek, bazı satırları tekrar okumak istiyorsunuz. Çünkü yazar sadece bilgi aktarmıyor; insanın kendi hayatına dönüp bakmasını sağlıyor. Kitabı balkonda bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı. Ama garip bir şekilde içimde de bir hafiflik
Sessizliğin Eşiğinde Felsefi DenemelerSerkan Ağar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:28
İnsanın cevaplarını bulmak istediği soruları sesli biçimde tekrarlı bir biçimde dillendirmeleri… Betimlemelerin içinde keyifle dolaştığım bir kitaptı. Aşk, dostluk, ihanet, sevgi, affetmek ve geri kalan her insani olayı biraz barındıran, üzen, kendinden parçalar bulduran bir kitaptı. Ben çok beğendim, elimden bırakamadım, mutlaka kütüphanemde bulundurup ara sıra bütün altını çizdiğim sayfaları karıştıracağım bir kitap.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Reklam
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 174. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:38
"FİGARO'NUN DÜĞÜNÜ" "İntikam, oh, tatlı intikam Onurlu bir adam için bir ferahlıktır; Utanç ve onursuzluğu unutmak, Alçaklık ve adiliktir. Zarif ve esprili, keskin ve nükteli, Her zaman eleştirel ve her zaman politik, Evet, yapabilirsin... Dava önemlidir! Ama inan bana, onu mahvedeceğim. Ve tüm yasaları çarpıtmalıysam, Ve tüm kayıtları gözden geçirmek zorundaysam, Entrikalarla ve müdahalelerle, Başarısız olunamaz, zafer benimdir. Ve eğer tüm yasaları ben yaparsam..." Figaro’nun Düğünü, sahnelendiği dönemde pek çok kişiyi güldürmekten çok tedirgin eden bir opera. Mozart’ın başyapıtı, bestelendiği 1786 yılında “tehlikeli” damgası yemiş, hatta İmparator II. Joseph’in sansüründen geçmekte zorlanmış. Bu neşeli aşk oyununu bu kadar kışkırtıcı yapan neydi? Soyluların âhlaki çöküşü sergileniyordu. Kont sadakatsiz, kibirli ve halkının haklarını hiçe sayan biri olarak resmedilmişti. Alt sınıftan karakterler akıllı, becerikli ve âhlaki üstünlüğe sahipti. Feodal haklar (soylunun gelin üzerindeki “ilk gece hakkı”) alaya alınıyordu. Kont’un uşağı Figaro, güzel Susanna ile evlenmek ister ancak efendisi Kont Almaviva, eski feodal hakkını kullanarak gelinle ilk geceyi kendisi geçirmeyi planlamaktadır. Figaro ve Susanna, zekâlarıyla Kont’u alt etmek için çevirmedikleri dolaplar kalmaz. Opera tarihinde kadınlar hep birbirinin kuyusunu kazır. Burada değil tam aksine. Kontes ve Susanna rakip değil, müttefik. Biri eş, biri hizmetçi. Aralarındaki statü farkı dağlar kadar. Ama el ele verip Kont’a oyun kuruyorlar. En sevdiğim sahne burası oldu. Kontes diyor ki: “Gel kocama ders verelim.” Susanna “Olur” diyor. İntikam için değil, saygı için. Kadın dayanışması 250 yıl önce yazılmış. Kont karısını aldatıyor. Kontes öğreniyor. Modern bir dizi olsa bavul toplanır, kapı çarpılır. Ama Kontes öyle
Edebiyat
Figaro'nun DüğünüWolfgang Amadeus Mozart · Fihrist Kitap · 20245 okunma
9/10
·448 syf.·
2026 16. kitabı
Anne ile ergen kızı arasında geçen çatışmaları okuyacağımı sanırken, beni bambaşka konuya götüren kitap oldu. Kitap da günümüz de yaşlı hastalığı olarak bilinen Alzheimer'e 56 yaşında yakalanan annenin hastalığı kabul etmekte zorlanmasını ve anneye karşı suçluluk duyan kızının kendini affetmek için çabalaması anlatılıyor. Kitapta annenin yaşına 56 deseler de bana göre anne de 45/ 50 yaşında hastalık baş göstermiş sorumluluğu fazla olduğu için kadınının davranışları bu şekilde algılanıp göz ardı edilmiştir. Nitekim yeni nesil doktorlar Alzheimer testlerinin 50 yaşında başlaması gerektiğini söyler oldular. Eminim burada yaşı 50 ve üzeri bir çok kişi (daha çok kadınlar tabi) buzdolabının kapağını açıp ben şimdi bu kapağı niye açtım ne alacaktım diye düşünmüştür tıpkı benim gibi. Yaşım gereği bu kitap beni önce korkuttu daha sonra gözümü açtı diyebilirim. Çünkü hiç birimiz böyle bir hastalığın var olduğunu bildiğimiz halde ne kendimize ne de çok yakın canlarımıza konduramıyoruz. Kondurmadığımız için de hastalığı yok sayıyoruz.
Sensiz Bir HayatKatie Marsh · Olimpos Yayınları · 201777 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 12. kitabı
Herkese merhaba Kitap, geçmişte yaşadığımız pişmanlıkların, kırgınlıkların ve başarısızlıkların insanın bugünkü hayatını nasıl gölgelediğini anlatıyor. Evet geçmiş değiştirilemez ama ona yüklediğimiz anlamlar değiştirilebilir. Bu nedenle affetmek, kabullenmek ve ders çıkarıp yola devam etmek, mutluluğun temel taşları arasında yer alıyor. Kitap yalnızca geçmişi geride bırakmayı değil, aynı zamanda geleceğe cesaretle yürümeyi de teşvik ediyor. Olaylara istikrarlı ve tutarlı yaklaşmanın büyük değişimler yaratabileceği, olumlu düşüncelerin ise eylemlerle birleştiğinde hayatı değiştireceğinden bahsediyor. Okuyucuya kendi değerini fark etmesi, korkularının esiri olmaması ve yeni başlangıçlara açık olması gerektiği hatırlatılıyor. Açıkcası klasik bir kişisel gelişim kitabı okudum diyebilirim.
Geçmişe Bay Bay Geleceğe Hay HayDilek Cesur · Kronik Kitap · 2025356 okunma
8/10
·203 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:43
Kitabın tekniği alışılagelmişin dışında. Hem romanı yazan yazar var hem de bu romanın baskahramaninin el yazısı notları. Asıl romanın konusu ülkelerinden kaçan mültecilerin tercih ettigi Stockholm'de yaşadıkları. İlk başta tek bir kişiye odaklanıyor ama sonlara doğru diğer multecilerin dünyasıni da okuyoruz. El yazmaları ise hayatını mahveden kisiyi,elden ayaktan düştüğünü görüp intikam alma şansı ayağına geldiginde gerçekten intikam mı yoksa affetmek mi önemli olan bunu sorgulatiyor. Bu cokyonlulugu sevdim açıkçası. Sadece, olaylar "bir gün" "ertesi gün" "Noel" vb şeklinde anlatılmış ve tam tutmayan kısımlar vardı. Okurken zorlandigim bu zaman karmaşası oldu.
Bir Kedi, Bir Adam, Bir ÖlümZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202129bin okunma
Reklam
Reklam