Çeşitli zaman ve yerlerde dişisine kötü davranan tek hayvanın insan olduğunu ve bunun, insanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli özellik olduğunu ileri sürmüşlüğüm vardır (dinleyicilerin bu iddiayı densizlik olarak görürdü). Hiçbir kurt, tek bir korkak çakal dahi asla böylesi bir suç işlememiştir. Evcilleşmesiyle birlikte yozlaşan köpeğin bile yapmayacağı bir şeydir bu. Köpek bu konudaki vahşi içgüdüsünü korurken insan yabani içgüdülerinin çoğunu yitirmiştir, en azından iyi içgüdülerin çoğunu.
Hayatta, anlattığımdan daha kötü hangi sayfalar vardır?
Bir varlık, bir kâinat gibi tanıtıyor onu yapanı.
Bir fiil, bütün isimleriyle anlatıyor failini.
Bir isim, bütün isimlerin güzelliğiyle gösteriyor bize eserlerini.
Attığımız her adımda, aldığımız her nefeste,
her ânımızda ve her hâlimizde Onunla olmanın,
Onun eserleriyle kuşatılmanın, Onun ikramlarıyla ağırlanmanın,
Onun sevgisiyle yaşamanın hazzını,
tenimizin ve ruhumuzun derinliklerinde hissedebiliyoruz.
Gök gürültüsü bize ürkütücü gelmiyor, geceler korku vermiyor.
Güneş sımsıcak tebessümüyle bize gülüyor, tıpkı bir canlı gibi.
Bir küçücük gelinciğin gülüşündeki sıcaklık ise güneşinkinden hiç de geri kalmıyor.
Belki dilleri farklı, ama aynı şeyleri anlatıyorlar.
Ve biz hepsini anlıyoruz.
Artık sormayın "Daha güzeli olabilir miydi?" Diye. Sadece seyredin, yaşayın, zevk edin, yeter: "Hüsn olur kim seyrederken ihtiyar elden gider" diyen Ziya Paşa misali...