Onu şaşırtan tek şey, eğer bilinse bütün dünyayı hayrete düşürecek ufacık bir şey vardı. Ama dünya, onun gözünde bu kadar büyüttüğü o ufak şeyden çok, onun hayretine şaşardı.
“Çocukken önümde tek bir ideal vardı -serserinin ideali. Dünyayı dolaşmak, bütün o garip topraklardan geçmek, içlerindeki harika şeyleri görmek, hep bir yerden başka bir yere gitmek ve daima özgür olmak… İşte bu beni cezbediyordu. Ve bugün bile, bir yerde uzun süre oturamıyorum, ne kadar rahat ve hoş olursa olsun. Gezginlik tutkusunu kanımda taşıyorum. Göçebe içgüdüsü içimde güçlü bir şekilde var.”