Senin yaptığın budur işte. Buluşun gelişmesine katkıda bulunacak hiçbir şey yapmıyorsun. Mekanik bir biçimde oburca, aptalca kabulleniyorsun bulguyu. Onun getirdiği yeni olasılıkları ya da kısıtlamaları görmüyorsun.
«Yaşamda daha önemli şeyler vardır,» diyorsun. Sen böylesin işte, Küçük Adam. Ya da bir «profesyonel devrimci»sin; «dünya proleterlerinin Führeri» olabilecek birisin. Dünyayı çektiği acılardan kurtarmak istiyorsun. Aldatılmış kitleler senden kaçıyor, sense «Durun, durun!» diye bağırarak peşlerinden koşuyorsun. «Durun ey kitleler! Sizin kurtarıcınız olduğumu göremiyorsunuz!» Senin kitlelerinle konuşuyorum ben, Küçük Devrimci; onlara küçük yaşamlarının sefaletini gösteriyorum.
Özgürlük elde etme yolunda çalışmalar yapan ve gerçekten büyük adamlar olan düşünürlerin yüz yıl içinde ortaya koydukları şeyler ve çektikleri acılar, beş yıldan az bir zaman içinde ortadan kaldırılabilirdi. Bunun üzerine, senin saflarından gelen küçük adamlar, bu süreci kısalttılar: Bunu açık açık ve daha büyük bir acımasızlık içinde yaptılar.
Eğer gidişinden beri buna hiç fırsat bulamadınızsa çok üzülürüm; bana yaptığınız haksızlık ve nankörlük son haddine varmış durumda: Ama eğer bunlar yüzünden başınıza bir felaket gelecek olursa mahvolurum, öcüm alınacağına cezasız kalın daha iyi.
Yaşadım, sadakatsiz biriyim ben, yaşamımı yitirmek için olduğu kadar, korumak için de elimden geleni yaptım. Ah! Bu utanç öldürecek beni: Umutsuzluğum yalnızca mektuplarımda mı?