Bir’in kendini ifşa ettiği çığlığını, tüm yaşamın ve tüm ölümün birliğinin göründüğü sembolleri, onun yutan ışık oluşunun öylesine delici aşkını anımsar, bilir ki anlamıştır, bir kavrayış, tüm dışsallığın, tüm yabancılığın ortadan kalkışı vuku bulmuştur, ama bunu yalnızca bilir ve anlamış olduğunu artık anlamaz.
Zira ancak bir soru’nun olduğu yerde kuşku olabilir; ancak bir yanıtın olduğu yerde bir soru olabilir ve ancak bir şeyin söylenebildiği yerde yanıt olabilir.