Şaşırma daima yeni bir hareket noktasıdır: bu şaşkınlıktan yola çıkan felsefenin dilbilimsel eleştirisi felsefeyi sona erdirmez, ama felsefeyi tutumlarından birine, H. Wein’ın “aporetik bilinç” apori’de [çıkmaz’ da] ifade edilemeyeni göstermek dediği şeye götürür. Zira, der bize H. Wein, “dilin en yüksek felsefi olanağı, yanıtın olmaması olasılığında yatar.”
Açım. Söyleyen benim: açım, ama duyulan ben değilim. Sözümün bu iki anı arasında ortadan kayboldum. Bunu söze döker dökmez, benden geriye sadece aç olan adam kaldı ve bu adam herkese aittir, çünkü sözcükler herkese aittir. Ben artık sadece söylemimim, o andaki tanımımım, fiili belirlenimimim. Bunlarla beraber, anonimin düzenine girdim; yani evrenselin yoluna.