Ebeveynliğin en temel adaletsizliğidir bu; işimizi iyi yaparsak, en köklü bağı kurduğumuz bu insan omzunun üstünden şöyle bir el sallayarak kapıdan çıkıp gidecektir.
İyi bir anne, tüm canlıların serpilebileceği bir yuva kurana dek işinin bitmediğini bilen, ötrofik bir yaşlı kadına dönüşür. Besleyecek torunlar, yavru kurbağalar, yavru kuşlar, yavru kazlar, fideler, sporlar var ve ben bundan sonra da iyi bir anne olmak istiyorum.
Kendimizi iyiliğin aracıları olarak konumlandırıyoruz, oysa iyilik anlayışımız çoğu zaman kendi dar çerçeveli çıkarlarımızla, kendi isteklerimizle şekilleniyor.