Modern insan hayatta kalmayı başardı.
Ama artık yaşamak zorunda.
Hayvanlar, içgüdüleriyle karar verir:
Kaç, savaş ya da don.
Onlar düşünmez, sorgulamaz.
Varlıklarını korumak için ne gerekiyorsa yaparlar.
Biz farklıyız.
İçgüdülerimizi bastırdık, bastırdıkça beyin büyüdü, toplum kuruldu.
Ama o içgüdü hiçbir zaman kaybolmadı.
Sadece derine itildi.
Ve bazen, en olmadık anda tekrar yüzeye çıkar.
Varlık kendini sürdürmek ister — bu bilinen bir gerçek.
Ama ya hiçlik?
Hiçlik de aynı şekilde çalışır.
Varlığın karşısında, sürekli ve sessiz bir direnç gibi.
Doğduğumuz andan itibaren ona yaklaşırız.
Hastalıklarla, çürümeyle, zamanla…
Varlığın yönü ileriye değil, aşağıyadır.
Peki iki birey karşılaştığında ne olur?
İki bilinçli varlık, birbirini bir tehdit olarak algıladığında?
O an, savaş başlar.
İki zihin, bir yokluğu savuşturmak için çarpışır.
Belki de tüm mücadelemiz, sadece bir soru etrafında dönüyor:
“Ne kadar süre daha var olabilirim?”