Beğeni kapma yarışının olduğu günümüz dünyasında herkes ken-dini bir şekilde özel görüyor. Herkesin banka hesabı gibi bir "like mevduat hesabı var adeta. İş, aşk, eğlence için bu hesaptaki sermaye kimi zaman bozdurulup harcanabiliyor. Beni arzu ediyorlar mı? Kaç kişi arzu ediyor? Beni sevmeyenler kimler? Arzu edildiğimi göste-ren sembolleri nasıl çoğaltabilirim? Tüm bu sorular egonun doymak bilmeyen iştahı için mevduat sahibi tarafindan sürekli yineleniyor. Kesintisiz biçimde kendini gösterme ve başkalarının hayatını izleme arzusuyla iştah daha da kabarıyor.
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Piril pirıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Kendini bilmek durup dururken olagelen bir hal değil. Kişinin kendiliğine dışardan bakıp uzun bir süreç içerisinde çeşitli basa-maklara ulaşabilmesini gerektiriyor
Yıllarca aradım kendi kendimi Hiçbir türlü bulamadım ben ben Hayal mıyım rüya mı bilinmez Hiçbir türlü bulamadım ben beni
..
Leyla miyım Mecnun muyum çöl müyüm Arı miyım çiçek miyim bal mıyım
Köle miyim bir güzele kul muyum Hiçbir türlü bulamadım ben beni