Yetersizliklerimiz belirginleştikçe zaferin vurguları artar ve bizi çeker; içimizdeki boşluk çağırmaktadır onu, cevap vermediği zaman ise onun yedeğini, ünü kabulleniriz. Buna heves ettiğimiz ölçüde, çözülmez olanın içinde çırpınırız: Zamanın araçlarıyla zamanı alt etmek, geçicilik içinde sürmek, tarih üzerinden yok edilemeyene ulaşmak ve gülünçlüğün daniskası- bizzat o tiksindiklerimiz tarafından alkışlanmak isteriz.
Kesinlikler solar, yaşlanır; halbuki şüpheler bozulmaz bir tazeliği korurlar... Bir inanç bir döneme bağlı olur; karşısına çıkardığımız ve bizi onu benimsemekten alıkoyan gerçekler ise zamana meydan okurlar; öyle ki o inanç ancak onu harap eden itirazlar sayesinde sürer..