Aysel hepimizin sultanıydı, her iki anlamda da: yani hem cazibesiyle gönüllerimizin sultanı hem de sınıf temsilcimiz olarak hepimizi yönlendiren, örgütleyen, yöneten kişiydi. Korkardık da ondan… hani, “hükümet gibi kadın”derler ya, işte hep öyle biridir Aysel.
Güne başladığımda, öğleden sonra kendimi elleri arkadan kelepçelenmiş bir şekilde bir jandarma minibüsünde bulacağımı aklımın kıyısından bile geçiremezdim.
Yeryüzünde söylenecek her şey söylendi, çıkarılabilecek her ses en az bin kere duyuldu sanki. Bu saatten sonra her söz, her kelime, her ses salt kuru gürültü gibi geliyordu bana.