Qeder

Puan vermedi·248 syf.·
2026 4. kitabı
İlk okuyucusu olamasam da bu kitap üzerine ilk satırları ve ilk incelemeyi kaleme alıyor olmak okur olarak benim için ayrı bir kıymet ve gurur taşıyor. Kitap 1975’ten 2025’e kadar uzanan bir zamanın tanıklığını ve duygusunu taşıyor. Küçük şeyler kıymetliydi az olan yetiyordu basit görünen alışkanlıklar bile insana fark etmeden huzur veriyordu. Bugün ise imkanlarımız çoğalsa da o günlerin içtenliğini ve dinginliğini aynı ölçüde bulamıyor oluşumuz kitabın en çok düşündüren yanlarından biri oluyor. Bu eser yalnızca geçmişe duyulan özlemi anlatmıyor aynı zamanda Hacı Demir’i tanımak için de samimi bir alan açıyor. Yazar kendi hayatından kesitler sunarak çocukluğuna, eğitimine, evliliğine, çocuklarına ve yaşam yolculuğuna okuru ortak ediyor. Böylece kitap sadece bir dönemin anlatısı olmaktan çıkıp bir insanın iç dünyasına dönüşüyor. Hacı Demir’in tarihçi kimliği, esere ayrı bir derinlik kazandırıyor. Yer yer tarihe verdiği alan kişisel hafızayla toplumsal hafızayı bir araya getiriyor.Tarihin öğrencilere nasıl sevdirilmesi gerektiğine dair önemli bir bakış açısı da sunuyor. Yazarın ilham aldığı tarihçilerden İlber Ortaylı gibi isimlerin izlerini taşıyan bu yaklaşım onun vizyonunu ve birikimini daha da görünür kılıyor. Bu kitabı okurken aklımda en çok şu duygu kaldı:İnsan bazen geçmişi geride kaldığı için değil onda bulunan huzuru bugünde bulamadığı için özler.Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de, yazarın yalnızca yaşadıklarını anlatmakla yetinmeyip, kendisini hangi metinlerle beslediğini de okurla paylaşması. Kitabın sonunda yer alan okuma listesi aslında Hacı Demir’in zihinsel dünyasına açılan ayrı bir kapı niteliğinde. Bu listeye bakıldığında yazarın çok yönlü bir okuma birikimine sahip olduğu açıkça hissediliyor. Bu da eseri yalnızca hatıralardan oluşan bir anlatı
EskidenHacı Demir · Aysima Yayınları · 20252 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·166 syf.·
2026 3. kitabı
Arafta kalmak bir kader değil, karar verememek ve iradenin ertelenişidir. Karar verilmediğinde zaman karar verir. Ve zaman, tarafsız değildir daima eksiltir. Çünkü ertelenen her seçim, insanın kendi varlığından vazgeçtiği küçük bir parçadır. Hapisteki bedenler, özgürlüğü erteleyen siyasi tercihlerin yükünü taşır her eksilen gün, araftaki ruhun ağırlığını artırır. Keyifli okumalar. Sevgiyle kalın.
Arafta DüetYiğit Bener · Dipnot Yayınları · 2024851 okunma
Uzun ama zihinsel olarak besleyici bir deneyim
Puan vermedi·863 syf.·
2026 2. kitabı
Shantaram, 863 sayfalık hacmiyle suç ekonomisi, eroin ticareti ve savaş deneyimi gibi sert gerçeklikler üzerinden kimlik ve kefaret meselesini tartışan uzunluğu sabır isteyen çağdaş anlatı geleneğinde hem otobiyografik hem de felsefi katmanları bir araya getiren dikkat çekici bir eser.Bombay’ın yeraltı dünyası ile Afganistan’daki çatışma atmosferi arasında gidip gelen anlatı, bireyin ahlaki sınırlarını ve aidiyet arayışını sorgulamaya açar. Okurken fark ettiğim şey, romanın olaylardan çok insanın kendini yeniden kurma çabasını anlatmasıydı. Roman, anlattığı hayatların yoğunluğu ve içtenliğiyle okuru içine çeken, bitirdikten sonra bile zihinde dolaşmaya devam eden gerçekten etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor. Keyifli okumalar Sevgiyle kalın…
ShantaramGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 20242,086 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2025 13. kitabı
Bu kitap, insanın değişiminin bir kayıptan değil, kendine anlattığı hikâyeleri terk edebilmesinden geçtiğini anlatıyor. Sevgiyle kalın Keyifli okumalar..
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Can Yayınları · 202328bin okunma
10/10
·112 syf.·
2025 11. kitabı
Basit görünen cümlelerin ardında, insanın kendine bile açıklayamadığı bir yabancılık duygusu var. Kitap boyunca, duyguların her zaman dışa vurulmadığını; bazen insanın kendine bile yabancı kalabildiğini hissediyorsunuz. Meursault’un annesinin cenazesinde beklenen duygusal tepkileri göstermemesinin toplum tarafından “soğukluk” olarak değerlendirilmesi gibi.Başka bir yerde Meursault, bir çatışma sırasında Arap’ı öldürdükten sonra kendini bambaşka bir sürecin içinde buluyor. Mahkemede dikkat çeken şey, işlediği suçtan çok onun karakterinin yargılanmasıydı. Toplumun görmek istediği duygularla Meursault’nun kendi iç dünyası arasında derin bir uçurum var. Camus, duyguların her zaman görünür olmayabileceğini, bazen insanın kendi hislerine bile mesafeli kalabileceğini anlatır. Camus, Meursault’nun yaşadıkları üzerinden, duyguların karşılıksız kalışının bir eksiklik değil; bazen hayata dair bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor. Basit cümlelerle kurulan bu atmosfer, okuru yormadan düşündürüyor. Ne annesinin ölümündeki sessizliği, ne de yaptığı hatayla (Arap’ı öldürmesi) yüzleşmesi anlaşılmak istenir. Kitap en çok şunu düşündürüyor: Bazen duygunu açıkça söylesen bile karşılık bulmayabilir. Bu durum insana hem kendine hem de çevresine karşı bir yabancılık hissi bıraktığını hissettiriyor.Karşılık bulmayan duygular, onun dünyaya duyduğu yabancılığı daha da derinleştirir. Yabancı,kısa olmasına rağmen insanı hem düşünmeye hem de kendine dönüp bakmaya iten bir eser. Keyifli okumalar Sevgiyle kalın…
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma