İlk okuyucusu olamasam da bu kitap üzerine ilk satırları ve ilk incelemeyi kaleme alıyor olmak okur olarak benim için ayrı bir kıymet ve gurur taşıyor.
Kitap 1975’ten 2025’e kadar uzanan bir zamanın
Arafta kalmak bir kader değil, karar verememek ve iradenin ertelenişidir. Karar verilmediğinde zaman karar verir. Ve zaman, tarafsız değildir daima eksiltir. Çünkü ertelenen her seçim, insanın kendi varlığından vazgeçtiği küçük bir parçadır. Hapisteki bedenler, özgürlüğü erteleyen siyasi tercihlerin yükünü taşır her eksilen gün, araftaki ruhun ağırlığını artırır.
Keyifli okumalar.
Sevgiyle kalın.
Shantaram, 863 sayfalık hacmiyle suç ekonomisi, eroin ticareti ve savaş deneyimi gibi sert gerçeklikler üzerinden kimlik ve kefaret meselesini tartışan uzunluğu sabır isteyen çağdaş anlatı geleneğinde hem otobiyografik hem de felsefi katmanları bir araya getiren dikkat çekici bir eser.Bombay’ın yeraltı dünyası ile Afganistan’daki çatışma atmosferi arasında gidip gelen anlatı, bireyin ahlaki sınırlarını ve aidiyet arayışını sorgulamaya açar. Okurken fark ettiğim şey, romanın olaylardan çok insanın kendini yeniden kurma çabasını anlatmasıydı. Roman, anlattığı hayatların yoğunluğu ve içtenliğiyle okuru içine çeken, bitirdikten sonra bile zihinde dolaşmaya devam eden gerçekten etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.
Keyifli okumalar
Sevgiyle kalın…
ShantaramGregory David Roberts · Artemis Yayınları · 20242,075 okunma
Bu kitap, insanın değişiminin bir kayıptan değil, kendine anlattığı hikâyeleri terk edebilmesinden geçtiğini anlatıyor.
Sevgiyle kalın
Keyifli okumalar..
Basit görünen cümlelerin ardında, insanın kendine bile açıklayamadığı bir yabancılık duygusu var. Kitap boyunca, duyguların her zaman dışa vurulmadığını; bazen insanın kendine bile yabancı kalabildiğini hissediyorsunuz. Meursault’un annesinin cenazesinde beklenen duygusal tepkileri göstermemesinin toplum tarafından “soğukluk” olarak değerlendirilmesi gibi.Başka bir yerde Meursault, bir çatışma sırasında Arap’ı öldürdükten sonra kendini bambaşka bir sürecin içinde buluyor.
Mahkemede dikkat çeken şey, işlediği suçtan çok onun karakterinin yargılanmasıydı.
Toplumun görmek istediği duygularla Meursault’nun kendi iç dünyası arasında derin bir uçurum var.
Camus, duyguların her zaman görünür olmayabileceğini, bazen insanın kendi hislerine bile mesafeli kalabileceğini anlatır.
Camus, Meursault’nun yaşadıkları üzerinden, duyguların karşılıksız kalışının bir eksiklik değil; bazen hayata dair bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor.
Basit cümlelerle kurulan bu atmosfer, okuru yormadan düşündürüyor. Ne annesinin ölümündeki sessizliği, ne de yaptığı hatayla (Arap’ı öldürmesi) yüzleşmesi anlaşılmak istenir.
Kitap en çok şunu düşündürüyor:
Bazen duygunu açıkça söylesen bile karşılık bulmayabilir.
Bu durum insana hem kendine hem de çevresine karşı bir yabancılık hissi bıraktığını hissettiriyor.Karşılık bulmayan duygular, onun dünyaya duyduğu yabancılığı daha da derinleştirir.
Yabancı,kısa olmasına rağmen insanı hem düşünmeye hem de kendine dönüp bakmaya iten bir eser.
Keyifli okumalar
Sevgiyle kalın…
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025136,9bin okunma