Bilgelik okulunda üç yetkinlik derecesi vardır. Bunlardan birincisinde, bilgeliğin görüş alanına giren ama ona ulaşamayanlar bulunur —bu kişiler ne yapmaları gerektiğini öğrenmiş ama bilgilerini uygulamaya dökmemişlerdir. Bunlar tekrar kötüye gitme tehlikesini geride bırakmışlardır ama bunun tehlikesi dışında olsalar da yine de bir hastalığın üzerlerinde bırakmış olduğu acıya, haset tohumlarına sahiplerdir. Bir hastalıktan kastet ettiğim, kötülükte inat etme ya da çok arzu edilmeyen yahut hiç arzu edilmeyen şeylere bizi aşırı derecede heveslendiren kötü bir alışkanlıktır. İkincisinde, isteklerine bir süre için boyun eğdirmiş ama hâlâ geri adım atmaktan korkanlar bulunur. Üçüncüsünde ise hepsinden olmasa dahi pek çok kusurdan arınmış olanlar bulunur. Açgözlü değillerdir ama belki asabi olabilirler —ne de şehvet düşkünüdürler ama bir ihtimal hırslı olabilirler;bazı durumlarda yeterince sağlamdırlar, ne var ki başka durumlarda ise yeterince zayıftırlar.
Bilge bir kişi, hangi durumda olursa olsun yine de mutlu olacaktır çünkü her şeyi kendisine tabi kılar, zira kendini mantığa teslim eder ve eylemlerini tutkuyla değil istişare ile yönetir.
En büyük zorluklar karşısında bilge bir adamın durumu da böyledir; bırakın zorluklar hiç olmadıkları kadar şiddetli olsun, bir bilgenin karşına bir kez çıktıkları an tamamen uysallaşırlar.
Fakat bir adam şayet yeniden kendine gelirse, “her ne yaptıysa, yapmamış olmayı dileyeceği” ve “korktuğu şeylerin, gerçekleşmesi için dua ettiği şeylerden daha hayırlı olduğu”itirafında bulunacaktır.