Nazmiye

Nazmiye
@Qelema
Siyah Kalem: Acıların, umutların ve gerçek hayatın izlerini taşıyan kısa ama derin hikâyelerden oluşan bir eser.
Nazmiye Yılmaz Yazar “Siyah Kalem”
Fotoğrafçılık
İstanbul
Trabzon Sürmene Oylum Köyü
21 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Siyah Kalem
Önsöz Bu kitap bir son… Ama aslında hiçbir şeyin bitmediği bir yer. Bu, “Siyah Kalem”in finali… Ama kalemin sustuğu değil, tam tersine en çok konuştuğu yer. Çünkü bazı hikâyeler bitmez… Sadece derinleşir. Sadece daha sessiz, daha ağır ve daha gerçek olur. Bu sayfalarda yalnızca yazı yok… Bir ömrün içinden süzülen gözyaşları var. Yarım kalmış cümleler var. Söylenememiş “keşke”ler var. Öğretmenlerin sessiz yükü… Psikologların duyduğu ama çoğu zaman anlatamadığı yaralar… Yazar dostların kalbinden geçen sarsıntılar… Ve en çok da çocukların susturulmuş sesleri… Bu kitapta acı var… ama sadece acı değil. Bu kitapta gerçek var… ama sadece gerçek değil. Bu kitapta insan var. Van’dan bir hikâye var mesela… Adı konulamayan bir kayıp gibi duran hayatlar var… Türkçe ve Kürtçenin iç içe geçtiği, aynı yaraya dokunan sesler var… Çünkü insan tek bir dilde ağlamaz… İnsan tek bir hikâyede kırılmaz… Bu kitap, kalemle değil kalple yazıldı. Bazen bir cümle saatler sürdü… Bazen bir kelime yazılamadı bile… Bu yüzden bu kitap sadece okunmaz… Hissedilir. Ve belki de en önemlisi… Bu kitap bittikten sonra bile insanın içinde devam eder.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Siyah Kalem “Siyah Kalem”… Benim için bir kitap değil… Her gece karanlıkta, siyah kareli defterime dökülen hayatların sesi. Bu yüzden adı “Siyah Kalem”… Çünkü ben her şeyi o siyah kalemle yazdım… gece gece, içimden geldiği gibi, olduğu gibi… İlk kitabım… Gerçek hayattan alınmış bir hikâye. Susulmuş duyguların, bastırılmış acıların ve yaşanmışlıkların en çıplak hali. Sadece bir hikâye değil… bir insanın iç dünyası. İkinci kitabım… Yine hayatın içinden… Daha fazla dokunuş, daha fazla insan, daha fazla gerçek. Kimi zaman sessiz bir çığlık, kimi zaman içe atılmış bir yara… Ama hepsi gerçek, hepsi yaşanmış… Ve üçüncü kitabım… Yazarken en çok zorlandığım… En çok içimin acıdığı… Bazen kalemin elimde ağırlaştığı, yazarken durup ağladığım… Çünkü bu kitapta anlatılanlar sadece yazı değil… Ben o hikâyeleri dinledim… İnsanların gözyaşlarını gördüm… Ağlayarak anlattılar… Anlatırken sanki yeniden yaşıyor gibiydiler… Her kelimede, her cümlede o acıyı tekrar hissettiler… Ben de yazarken aynı acıyı hissettim. İçimden hep şu geçti: “Keşke böyle hayatlar yaşanmasa… Keşke herkes mutlu olsa…” Ama hayat…
Siyah kalem.
Bugün 2 kitabımın da yayınevinde çıkacak paylaşımı yapıldı kitap kapağı yakında yayınlanacak Umarım 1 kitabım satışta alıp okuyabilirim lütfen alın okuyun bugün çok mutlu oldum 2 kitabımda yakında çıkacak Umarım alır okursunuz bu sayfaya tıklayın alabilirsinizharmoniayayinevi.com/product-page/si...
ÖNSÖZ Bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın içine dokunur, geçmişini hatırlatır, suskunluklarını konuşturur. Bu iki eser de tam olarak böyle bir yerden doğuyor. Aynı kalbin iki farklı zamanını, iki farklı kırılmasını ve iki farklı yeniden doğuşunu anlatıyor. İlk kitap, bir ailenin görünmeyen yüzüne açılan bir kapı… Her evin içinde saklanan sessiz çığlıklar, söylenmeyen sözler, ertelenmiş sevgiler ve içe gömülmüş kırgınlıklar burada hayat buluyor. Bir annenin yükü, bir babanın suskunluğu ve çocukların büyürken taşıdığı görünmez yaralar… Hepsi aynı hikâyede birleşiyor. Bu kitap, süslenmiş bir anlatı değil; gerçeğin en çıplak hâliyle yüzleşme cesaretidir. “Affetmeden yazdım” cümlesi, aslında bir hesaplaşmanın değil, bir fark edişin başlangıcıdır. İkinci kitap ise aynı yolculuğun içe dönmüş hâlidir. “Siyah Kalem”, bir insanın kendi karanlığıyla konuşmasını, orada kaybolmasını ve sonra yeniden kendini bulmasını anlatır. 38 yaşında hayatını yeniden kurmaya çalışan bir ruhun isyanı, duası ve sessiz çığlığıdır bu satırlar. Siyahın en koyu tonlarından geçip umudun en sakin mavisine uzanan bir dönüşüm hikâyesidir. Kelimeler burada sadece yazmak için değil; iyileştirmek, hatırlatmak ve yeniden başlatmak için vardır. Bu iki kitap birlikte okunduğunda tek bir hikâyeye dönüşür: İlki insanın ailesiyle ve geçmişiyle yüzleşmesini, ikincisi ise kendi iç dünyasında yeniden doğmasını anlatır. Biri yarayı gösterir, diğeri o yaradan nasıl ayağa kalkıldığını… Ve en önemlisi, bu eserler okuyucuya şunu hissettirir: Bazı hikâyeler uzakta değil, tam da insanın kendi kalbinin içinde yazılmıştır.
YANDIM – Bir Adamın Gerçek Hikâyesi (Siyah Kalem) Yandım… Bu bir söz değil. Bu, yaşanmış bir hikâyenin içinden kopup gelen bir adamın sesi. Ben yandım… Severek yandım. Kimse bilmez dışarıdan nasıl göründüğünü. Güçlü dersin, dimdik duruyor dersin… Ama içimde bir şeyler her gün biraz daha kül oldu. Onu sevdim… Öyle böyle değil. Kalbimle, aklımla, ruhumla… Bir insan kendini ne kadar verebilirse, o kadar verdim. Sonra bir gün… Bir adliye kapısının önünde buldum kendimi. Elimde bir boşanma dilekçesi. Hayatımın en ağır kağıdı… İçeri girerken ayaklarım geri geri gitti. Çünkü biliyordum… O kapıdan girince sadece bir evlilik değil, bir umut, bir hayal, bir “biz” bitecekti. Telefon çaldı. Sesim titremedi… ama içim yıkıldı. “İmzayı at” dedim.