İstanbul, ayrı düşen ana oğullar, karı kocalar, kardeşler, sevgililer demekti. Sönen ocaklar, solan bahçeler demekti. Dönüşü olmayan gidişler, hasreti dinmeyen gurbetler demekti.
... Ve bir kaçıştı İstanbul. Umudun yitirildiği noktaydı. Göz yaşları sel gibi akmaya başladığında, önüne kadar İstanbul'a kadar sürüklerdi umutsuzları.