Sirin

Gerçek şuydu ki, görecek kadar kâmil, duyacak kadar dikkatliydim de, cevaplayacak kadar adil değildim. Her uzvum tamamdı fakat ben eksiktim. Kimsenin omzuna dokunmamıştı elim. Omuz vermeden, gözyaşı silmeden, kalp ısıtmadan, el uzatmadan, dünyaya da içindekilere de zerrece dokunmadan, çoktan sönmüş bir ruh gibi yaşayıp gitmiştim. Yalandan, sığ bir incelikti benimki; derinde küttüm, kötüydüm, korkağın tekiydim. Nice kabus akarken gözlerimin önünden, ben sadece uyanmayı dilemiştim. Hiçbir çığlığa yankı vermemiş, ne vakit bir yaraya denk gelsem, kabuk sandığım sessizliğin ardına gizlenmiştim.
Sayfa 277·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ne çok cezası vardı herkesin birbirine verecek. Ama sorsanız kimsenin zerrece suçu yoktu.
Sayfa 232·Kitabı okudu
Alıntı
Bir yandan da düşünüyordum, biri hakkında ne bilirsek onu sahiden tanımış sayılırız? Biz iki sersem tanışmaktan ne umuyoruz ki onu bir eğlence haline getiriyoruz? Zaman geçirmek için mi tanışıyoruz, yoksa tanışmak için mi zaman geçiriyoruz? İki insan neden tanışmak ister? Birbirinden nefret etmek için mi? Kim sahiden tanıdığı birine sempati besleyebilir ki? Yakınlaşmak için ve uzaklaşmak pahasına tanışıyorduk işte. Sonunda ölmek için yaşayan herkes gibi.
Sayfa 231·Kitabı okudu
Alıntı
Mezarlıklar ne kadar uzağa taşınırsa taşınsın, diriler de kendi mezarlıklarında yaşamıyorlar mıydı?
Sayfa 226·Kitabı okudu
Alıntı
Bir çocuk acıyınca çünkü, her şey, herkes kırılmalı.
Sayfa 219·Kitabı okudu
Alıntı