“Aşağı doğru hareket için çabaya gerek yoktur. İnsan kendini bıraktı mı aşağıya doğru doğal bir şekilde hareket eder.
Yukarı doğru hareket içinse irade gerekir.”
Bir filozof, hem karamsar hem ilham verici olabilir mi?
İşte Arthur Schopenhauer...
Üzerimize karanlıkları ile geliyor. Ancak hemen arkasından güneş doğuyor.
Kalabalık içinde tek başına kalmış hisseden okura, düşündüğü kadar yalnız olmadığını hatırlatan, kayda değer bir yaşam için ilham veren, hayata sıra dışı düşüncelerle yaklaşan bir kitap.
“Mutlu bir hayat imkânsızdır; insanın erişebileceği en iyi, en fazla şey bütün insanlığın hayrına olacak bir işte ve bir yolda ezici talihsizliklere, bunaltıcı güçlüklere karşı mücadele eden ve her ne kadar eline sadece önemsiz bir ödül ya da hiçbir şey geçmese de sonunda bundan galip çıkan kimsenin yaşadığı gibi, kahramanca bir hayattır.”
Arthur SchopenhauerSchopenhauer - Mutlu Bir Hayat Olanaksızdır - İnsanın Başarabileceği En İyi Şey Kahramanca Bir Hayat
“En büyük zevkimiz takdir edilmektir; ama her nedense bizi takdir edenler takdirlerini ifade etmek konusunda pek de istekli davranmazlar. Demek ki en mutlu insan, hangi yolla olursa olsun, kendini içtenlikle takdir etmeyi başarabilen insandır.”
“Hayatımızdaki her hadise için ancak bir anlığına var diyebiliriz; bu kısacık andan sonra artık onun için ebediyen vardı dememiz gerekir. Her akşam geçen bir gün ile biraz daha yoksullaşırız. Eğer varlığımızın en derin katmanlarında sonsuzluğun kaynağından pay aldığımızın ve onunla her zaman hayatı yenileyebileceğimizin gizlice farkında olmamış olsaydık, bu kısa zaman aralığının parmaklarımızın arasından kayıp gitmesini görmek belki de bizi çılgına çevirirdi.
Hiç kuşkusuz, yukarıda sözünü ettiğimiz şeyler üzerine düşünmek bizi anın tadını çıkarmanın ve bunu hayatın amacı yapmanın en büyük bilgelik olduğu inancını benimsemeye götürebilir; çünkü gerçek olan sadece şimdide mevcuttur, geri kalan her şey düşünce oyunundan ibarettir.”
“Her şeyden evvel hiçbir insan mutlu değildir; bütün hayatı boyunca hayali bir mutluluk peşinde koşup durur, onu nadiren ele geçirir ve ele geçirse bile, geçirmesiyle birlikte bir yanılsamadan, bir düş kırıklığından başka bir şey kalmayacaktır geride ve kural olarak sonunda bütün umutları suya düşecek ve limana bir enkaz halinde girecektir. O halde yalnızca her an değişip duran şimdiden ibaret olan ve şimdi sona eren bir hayatta mutluluk olmuş mutsuzluk olmuş hepsi birdir.”