Bir kitaba kapağından başlanır, derdi ortaokulda Türkçe öğretmenim.
Okunmuş saymazdı ön sözü okunmamış kitabı. Birçok şeyin dönüm noktası o oldu aslında. Okuma serüvenimin, meslek seçimimin.
Attila İlhan ölmüş, ortaokuldayım o sıralar. Derste "Mikail, sen severdin, Attila İlhan öldü." demişti. Çok severdim. Hele ki Üçüncü Şahsın Şiiri'ni. Bizim zamanımızda ortaokulda olgundu öğrenciler. Suç ve Ceza'yı, ağır diye dert yanılan Sinekli Bakkal'ı o sıralarda okudum hep.
Konudan fazla sapmadan kitaba dönüyorum hemen. Ne demek Firavun İmanı? Firavun'u hepimiz duymuşuzdur. Nasıl öldü hatırlar mısınız? Kendini ölümsüz sanırken Hazreti Musa'ya yenik düştü. O anda iman etti. Ancak o iman kabul olmadı ve Kızıldeniz'de boğuldu. Eser milli mücadele yıllarını anlatıyor. Bir yandan canla başla destek verenler varken bir yanda çıkarcılar kaynıyor. Attila İlhan'ın bir kitabı vardı: Kurtlar Sofrası... İki kelime ile özetlemek istesem bu kitabı bu kelimeleri seçerdim. Tabii zafer kazanılınca kazananın tarafına geçmeye çalışıyorlar. Firavun'un son anda iman etmesi gibi. Ne dersiniz, kabul olmuş mudur sizce?
"Kader son sözünü Sakarya'da söyleyecekti." (s. 31)
Sakarya Savaşı öncesi...
Bir yandan Mustafa Kemal, diğer yandan milli mücadele için ruhunu ortaya koyan Mehmet Akif, Hüseyin Avni ve diğerleri... Birçoğumuz Sakarya Savaşı'nı biliyoruz. Savaş nasıl başladı, nasıl ilerledi, nasıl bir öneme sahip. Peki ya cephenin gerisinde yaşananları? Bu kitap cephenin gerisine ışık tutuyor. Milli mücadelenin ve sonrasının az bilinen tarafları ile karşı karşıya kalıyoruz.
"İnsan... zor mahluk."
Diyor Mehmet Akif...
Anlaması, güvenmesi gerçekten öylesine zor ki...
Kimin yanında olduğunu anlayamıyor, sırtını güvenle yasladıkların tarafından hançerleniyorsun.
Milli mücadelenin silahlı boyutu bitiyor,