Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşadığımız yüzyılın toplumsal ve bireysel sorunlarına dair yaptığı tespitlerle milyonlarca mutsuz insanı peşinden sürüklemeyi başaran ve modern zaman gurusu olarak adlandırılan sıra dışı bir filozoftur Osho.
Kimilerine göre sistemin içinde bunalmış mutsuz insanları sömüren bir provokatör, kimilerine göre ise onların kendilerini tanımasına vesile olan spiritüal bir aracıdır.
Devletlerle girdiği çatışmalar, farklı bölgelerde oluşturduğu komünler ve yasadışı faaliyetleri yüzünden hukuki cezalara çarptırılsa da, yaşattığı deneyimler açısından dikkate alınmaya değer bir hayata sahiptir.
Belki de problemi o kadar iyi tasvir etmiştir ki insanlar çözümün onda olduğunu düşünerek peşinden gitmiştir.
Ancak arayışımız ne olursa olsun bir kişi ya da topluluğa sorgulamadan adandığımızda yaşanacak olanlara dair iyi bir örnek teşkil etmektedir.
En anlamlı arayışın kendimize has olduğunu unutmayın. Anlamayı, anlamlandırmayı ve sorgulamayı es geçtiğimiz her dakika birileri tarafından oluşturulmuş fikirlere kolayca adapte olabiliriz.
Oysa Osho şöyle der:
“Hayatın kendi başına bir anlamı yoktur. Hayat bir anlam oluşturma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil, oluşturulması gerekir. Anlamı, ancak onu oluşturursan bulursun. Orada bir çalının arasında durmuyor. Yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. O, oluşturulacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır. O senin kendinle münasebetine hastır.”
Ve ekler:
“Hayatın benim söylememle değişmez. Hayatın sadece, sen sözlerimde doğru bir şeyler görüyorsan değişebilir. Benim söylediklerimi doğrudan benimseme. Üzerine düşün ve zekânla test et.”
Osho
“Kimse mutlu birinden hoşlanmaz
çünkü mutlu kişi diğerlerinin egosunu incitir.
Diğerleri şöyle hissetmeye başlar:
Demek sen artık mutlusun ama biz hâlâ karanlığın, acının, cehennemin içinde sürünüyoruz.
Biz bunca acı çekerken sen ne cüretle mutlu olursun!”