"Belki. Ama beni büyük bir insan sayan bir baba isterdim. Bana armağan verdiğinde, bunu hak etmediğimi söylemeyen biri. Bir kızılderili kadının oğlu olduğumu unutan biri...
Odama gelip bana iyi geceler dileyen bir babam olsun isterdim. Elini başıma koyan bir baba. Odama giren, üstüm açılmışsa uyandırmamaya bakarak üstümü örten. Bana iyi geceler dileyerek yanağımdan öpen"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum.
Sevince de ölmelerinden korkuyorum."
"Sevdiklerinden çok ölen oldu mu?"
"Çok yok. Sadece bir kişi var, bana hayatın sevgisiz hiçbir anlamı olmadığını öğreten oydu.
Zor bir hayat yaşıyor olabilirlerdi, umutlarının tümü gerçekleşmemiş olabilirdi, ama öteki hayvanlardan farklı olduklarının bilincindeydiler. Açlık çekiyorlarsa, zorba insanları doyuralım diye çekiyorlardı; çok çalışıyorlarsa, hiç değilse kendileri için çalışıyorlardı.
Bir baskı biçiminin yerini başka bir baskı biçimi almıştır. Hayvanların eski efendileri, komşu çiftliklerdeki insanlar ile yeni efendileri domuzlar, Çiftlik Evi’nde bir şölen sofrasının başında toplanmışlar, şerefe kadeh kaldırmaktadırlar. Yüzlerini cama dayayarak içeride olup biteni dehşet içinde izleyen hayvanlar, içeridekilerin yüzlerinde bir tuhaflık sezerler. İnsanlarla domuzları birbirlerinden ayırt edememektedirler. İnsanlar domuzlara, domuzlar insanlara dönüşmüştür...