ASYA KURT

ASYA KURT
@REDBOOKSTGRAM
İnstagram:redbookstgram
Puan vermedi·282 syf.··
Beğendi
·
2025 121. kitabı
MENDERES ÇİL-BOĞAZLI KAZAK Bu romanın merkezinde. asIında en güvenli limanı babası olan bir kadının, o limanın hiç de sandığı kadar güvenli olmadığını fark edisi var. Funda hayatını babasına olan sevgisi ve sadakati üzerine kurmuş; kendi kimliğini, seçimlerini, iliskilerini bile bu temeli duygunun çevresinde şekillendirmiş biri. Ancak babasının geçmişine dair sırlar ortaya çıkmaya başladığında, bu sadece babasını değil, Funda'nın bütün dünyasını yerinden oynatıyor. Çünkü sevdiğin insanın görmediğin bir yüzüyle karşılaşmak, yalnızca ona değil, kendine duyduğun güveni de sarsıyor. Roman tam da bu kırılgan noktaya yoğunlaşıyor: Funda geçmişle bugün arasında sıkıştıkça, aile bağlarının ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar incinebilir olduğunu fark ediyor. Bir yandan sevgiye tutunmak istiyor, diğer yandan öğrendiği gerçekler onu bundan koparıyor; böylece kendi duygu dünyasında sürekli bir gelgit yaşıyor. Olayların ilerleyiși boyunca Funda sadece babasının sırlarıyla değil, kendi içindeki bastırılmış duygularla ve ertelenmiş yüzleşmelerle de karşı karşıya kalıyor. Bu süreç, onu istemeden de olsa bir dönüsüme zorluvor: Çocukluk güveninden çıkıp, daha gerçek, daha acı ama daha olgun bir sevgi ve kimlik anlayısına doğru ilerliyor. Romanin asıl derdi de burada gizli aile denilen şeyin kutsallığını değil, insani yanlarını gösteriyor. Sevginin kusursuzlukla değil gerçekle var olabileceğini, kırılmanın bazen yıkım değil, yeniden tanımlanma fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Funda'nin hikâyesi, sadece bir aile sırrının açığa çıkışı değil; insanın en çok güvendiği yerden yara aldığında bile sevmenin affetmenin ve kendini yeniden kurmanın mümkün olup olmadığını sorgulatan bir iç yolculuk gibi. Bu yolcuğu deneyimlemek benim için ayrı keyifliydi yazarın kalemini çok sevdim. Özellikle
Boğazlı KazakMenderes Çil · Ağustos Böceği Yayınları · 021 okunma
Reklam

ASYA KURT

, bir kitap okudu
Puan vermedi·282 syf.··
Beğendi
·
2025 121. kitabı
Menderes Çil
8.1/10 · 21 okunma
8/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
EMİNE BOZTAŞ-LEYLA Leyla, adını bir karakterden çok bir halden alıyor Kitap boyunca Leyla, tek bir kişiyi değil; kaybı vedayı kabullenişi ve içe doğru yapılan uzun yürüyüşleri temsil ediyor. Olay örgüsü yüksek tempolu ya da sürprizli değil; bilinçli olarak yavaş, ağır ve içsel ilerliyor. Çünkü bu kitap, "ne oldu?"dan cok "olduktan sonra insanın içinde ne kaldı?" sorusunun peșinde, Hikâye, Leyla'nin hayatındaki kırılma anlarından besleniyor. Ayrılıklar, yarım kalan duygular, söylenememiş cümleler ve geride bırakılan mekânlar üzerinden ilerleyen bir anlatı var Özelikle geçmisle bugün arasındaki geçişler dikkat çekici: Leyla bazen bir anının içinde yürürken, bazen bugünün soğuk gerçekliğinde duruyor. Kitap da sezildiği gibi hastane, gece, rüzgâr, beyaz güller gibi imgeler; yalnızca dekor değil, Leyla'nın ruh hâlinin bir yansıması.o eski hastane binası mesela, sadece bir mekân değil; umutların tükendiği kabullenişin bașladığı bir esik gibi duruyor. Kitabın olay örgüsünde dramatik patlamalar yok ama duygusal yoğunluk çok yüksek. Leylanın yürüyüşü aslında fiziksel bir hareketten çok ruhsal bir geçiş. Geride bıraktığı insanlar ve yaşanamamış ihtimaller, onun omzuna yüklenmiş durumda. Yazar, bu yükü okura bağırarak değil fısıldayarak anlatıyor. Bu da metni daha sahici kılıyor. Çünkü hayattaki en ağır acılar da genellikle sessiz yaşanıyor. Kitabın anlatmak istediği temel şey, insanın bazı vedalar hiçbir zaman tam anlamıyla yapamadığı Her ayrılığın bir izi, her suskunluğun bir yankısı olduğu fikri cok güclü Emine Boztaş, Leyla üzerinden şunu söylüyor gibi: Bazı insanlar gider, bazı duygular kalır; insan da ikisinin arasında sıkışır. Teslimiyet teması özellikle önemli. Bu teslimiyet bir yenilgi değil; aksine, artık savaşmamayı seçen bir ruh hali. Verilmek istenen mesajlar çok net
LeylaEmine Boztaş · Gece Kitaplığı · 20251 okunma
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 120. kitabı
EMİNE BOZTAŞ-RÜYA Bu kitap, hayatın aslında düz bir çizgiden değil inişlerden çıkışlardan olustuğunu anlatan bir hikâye kuruyor. Merkezdeki karakterin en büyük mücadelesi dış dünyayla değil, kendi içindeki belirsizlikle. Hayatta ne istediğini tam bilemeyen, seçim yapmaktan korkan ama aynı zamanda bekledikçe daha da kararan bir ruh hâlinin içinde dolaşıyor. Olay örgüsü, bu karakterin farklı insanlar ve durumlarla karşılaşarak kendini keşfetme süreci üzerine kurulu. Karşısına çıkan her kişi, ona hayatın başka bir rengini gösteriyor kimisi umut, kimisi kırgınlık, kimisi hayal kırıklığı oluyor. Karakter bazen yanlış kararlar veriyor, bazen hiç karar veremiyor: fakat asıl mesele doğruyu bulmak değil, bu süreçte yaşadıklarıyla kendini tanıması. İste bu noktada romanın asıl gücü, olayların değil duyguların pesinden gitmesinde. Okur, karakterin iç sesiyle birlikte yürüyerek onun kararsızlığını, korkularını, kücük mutluluklarını ve kırılmalarını hissediyor. Edebi derinliği de burada ortaya çıkıyor: Renk metaforu gri tonlar, iniş-çıkış imgeleri aslında insan ruhunun karmaşıklığını temsil ediyor. Hayatın bazen ne tamamen beyaz ne tamamen siyah olduğunu çoğu zaman arada kalmış bir hâl olduğunu gösteriyor. Roman, okura "hata yapmanın yașamaya dâhil olduğunu" hissettirmeye çalışıyor. Çünkü karakter yaşadığı olumsuzluklarda bile büyüyor, acı çekerken bile kendini tanıyor. Asıl tehlikenin yanlış bir karar vermek değil, hiçbir karar veremevip ruhen donup kalmak olduğu vurgulanyor. Kalp atışına benzetilen iniş çıkışlar, yaşamanın canlılığı; düz çizgi ise duygusal olarak tükenmişliği simgeliyor Bu anlamda kitap, hayatın güzelliğinin kusursuzlukta değil, insanın kırılganlığında saklı olduğunu söyleyen samimi ve içten bir anlat kuruyor. Okur, kitabı bitirdiğinde tertemiz bir umut değil ama
RüyaEmine Boztaş · Gece Kitaplığı · 20231 okunma