...eğer birey, aklını ve sevme yeteneğini geliştirmemişse, özgürlüğün ve bireyselliğin ağırlığını taşıyamaz, kendisine aidiyet ve köklülük duygusu veren yapay bağlara sığınıp kaçmaya çalışır.
İnsan, salt bedensiz bir zekâ olsaydı, kapsamlı bir düşünce sistemiyle amacını gerçekleştirirdi. Ama bir zihnin yanı sıra bir de bedene sahip olduğu için, yalnızca düşünürken değil, yaşam sürecinin tümünde, duygularında ve eylemlerinde varoluşunun bu ikiliğine tepki vermek durumundadır. Bu nedenle, doyurucu nitelikteki herhangi bir yönelim sistemi, yalnızca zihinsel öğeler değil, bir adanma nesnesiyle ilişkide anlatımını bulan hissetme ve algılama öğeleri de içerir.