Uşaklarımıza, köylülere, konaklılara*, hizmetlilere öncekinden farklı bakmayı da Sergey Mihayloviç öğretmişti bana. Söylemesi tuhaf belki, on yedi yaşıma değin, bu adamların arasında hiç tanımadığım insanlarmış gibi onlara uzak, yabancı kalmışım meğer. Bu insanların da benim gibi duygulandığını, istekleri bulunduğunu, acıdığını, sevdiğini bir
kez olsun düşünmemiştim