Bazen de beni yakalamak için koşardı. Ben de balkona kaçardım hemen. Demir korkuluklar alçalsın isterdim o sırada, alçalsın ve peşimden koşan kirli hayalet boşluğa düşsün..
Olur mu olurdu ve herhâlde o vakit topallaya topallaya gidip otobüslerden birine biner, dağları aşıp ovaları geçer ve İstanbul'a gelirdi. Kocasını cici annemin elinden almak için mi gelirdi yoksa beni öpüp koklamak için mi, bilmiyorum. Bildiğim şu ki, o gelince İstanbul annem olurdu birden ; duvarlar annem, kapılar annem, pencereler annem olurdu. Kapıya koşar, kimsenin ruhu duymadan içeri alırdım onu, yüzünü saklardım bir yerlere, gözyaşlarını, ortalığa saçılan ayak seslerini ve bakışlarını saklardım. Kalırsa sevgisiyle şefkati açıkta kalırdı sadece, onları hiçbir yere sığdıramazdım.