Ne bileyim, belki de gerçekten öyledir; gün gelmiş, bir kadının bu kadar iyi, bu kadar dürüst ve kibar oluşuna dayanamamıştır. Dayanamayınca da, ulan iyiliğin bu kadarı da fazla be, bu kadarı da fazla, diye almış başını çekip gitmiştir.
Gene de ben yıkıntılar arasında titreyen küçücük çocukları, kaldırımlarda yatıp kalkan garibanları, çıplak ayakla varıp park köşelerine sığınan kimsesizleri, karda kışta cepheye sürülen gencecik yürekleri ya da ölüm korkusuyla yollara düşüp, kederli kafileler halinde gecenin içinden geçip giden elleri, yüzleri ve bakışları morarmış insanları düşündükçe bana bu yer yatağını verenlere minnet duyuyorum.