Akşam olmuş, bir istasyon sessizliği çökmüş içime.
Çocukluğum eski bir tren gibi,
Çoktan geçmiş bu şehirden.
Bir tebessüm bırakmışım peronlarda ,
Kimse kalmamış.
Şimdi gökyüzüne bakıyorum.
Uçurtmalar değil, yalnızlık uçuyor..
Bir çiçeği koparmadan koklamayı bilmiyorsunuz bayım.
Bir kadınla sevişmeden sevmeyi,
Dövüşmeden barışmayı...
Siz insan olmayı hiç denemediniz mi bayım?
Ne güneşin küfür yemediği kaldı sizden, ne yağmurun..
Çamurun içinden çıktık diyorsunuz ya hani,
Siz o çamuru bile kirlettiniz bayım.
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne ..
" O olmazsa yaşayamam. " demeyeceksin.
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeyede gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden..
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin,
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İllede bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak .
"O benim. " diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İllede bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya yada pembeye.
Yada cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hemde hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın, ucundan tutarak...
Can Yücel