Tabiat genellikle yavaş hareket eden bir dekordur. Bu sebeple biz kültür ve şehir yaratan, yani gürültü ve hareket üreten insanları yatıştırır ve şaşırtır.
Görgü, umur görmüş olmayı gerektirir. Görmüş geçirmiş olmayı; övgüye doymuş, yergiyi dinleyemeyi bellemiş olmayı da gerektirir. Görgü ve görenek sahibi olan, açgözlülükten kurtulmuştur. Hem toktur hem de başkalarını doyurmak işini üstlenir.
Nasıl ki doğmak, büyümek elimizde değilse ölmek de elimizde değildir. İstesek de, istemesek de her dakika bizi mezarlığa sürüklüyor. Ancak bizden sonra kalacak bir şey yapmakla zamana başkaldırabiliriz