Saklı korkular,büyük sınavların izidir. İnsan yapamam,dediğiyle sınanır,kim için onsuz yaşayamam,derse onsuz kalırdı. En nihayetinde büyümekti bu. Sudan korkan bir çocuğu suya atmak,acıdan korkan bir insanı en korktuğu acının içine bırakmaktı hayatın en ağır dersi.
Belki de bir kız çocuğunun en büyük sınavı annesiydi. Çünkü kız çocukları,annelerinin gözünün içine bakarak büyürdü. Kocaman bir kadın olduklarında ise ya anneleri gibi olmaya çalışırlardı ya da anneleri gibi olmaktan kaçardı. Tıpkı ya babalarımız gibi adamlara aşık olmamız ya da böyle adamlardan kaçmamız gibi. Bir çocuğun dünyaya attığı duygu bağlarının ilk kaynağı anne ve babasıydı.
Duru ise ne kadar hızlı yürürse bazı gerçeklerden o kadar hızlı kaçabileceğine inanıyordu. Oysa hayata dair en büyük pişmanlıklar hızlı yaşarken arkada bırakılanlardı.