İnsanın yüce bir tarafı varsa bu,şartların gereğini yerine getirdiği için değil,şartlar ne olursa olsun,sahip olduğu temel doğrular gereğince tercihler yapabilmeyi elden bırakmadığı için belirginlik kazanabilmektedir.
Belki bu dünya hayatını en üst düzeyde yaşayabilmek,bir başka insanla ortaklaşa tanıklığına vardığı uyanıklık durumunu paylaşmakla mümkün. Bu paylaşımı elde edemediği şartlarda bile insan,ölüm kendini bulduğu anda içinde bir boşunalık duygusu taşımamalı. Bence boşunalık duygusu,ne adına olursa olsun,razı olduğu haksızlık yüzünden insana yerleşir.
Ey yalnızlık,benim yegane yoldaşım!
Diyen Antonio Machado'nun gerçek anlamıyla yalnızlık içinde olduğunu anlıyoruz. Doğrucası,yalnızlık sahip çıkılan,ancak sahip çıkıldığı zaman yalnızlık olabilen bir şeydir;insanın kaçınılmaz bir süreç sonucunda sürüklendiği ve dış şartların dayattığı "tek başınalıktan","bir kişi kalmaktan","kimsesizlikten","gariplikten"farklı,hem çok farklıdır.
Şimdi bakalım şu modern insanlar arasında yalnızlık çekenlere... onlar için var mı yalnızlık? Yahut yalnızlık denilen şey sahiden var mı? İnsanların yalnızlık dedikleri şey,adını koymaya çekindikleri ya da artık adını bile unuttukları bir başka şey mi acaba?