Gel gelelim,dayatanlar hep istedikleri sonuca ulaşamadı. Çünkü dayatmalar ne zaman şiddetini arttırdıysa çok geçmeden bir karşı-şiddetin doğmasına sebep oldu. Anlaşıldı ki insanoğlunun özgürlük tutkusu da şiddetlenebilen,şiddetli bir hale giren bir şeymiş.
Ruhumu yerlerde sürünür bırakmamak için ve esen rüzgarla sürüklenen bir ruhla yaşamayı nefsime yediremediğim için bana ne kadar imkan bahşedildiyse hepsini amaca yaraşır biçimde sarf ettim.
İşte yetişme çağlarımdan itibaren benim kendilerine özendiğim insanlar hangi çağda,hangi ülkede,hangi kültürü benimsemiş olursa olsunlar umumi kabullerin sığ katmanlarını terk etmeyi bilen ve hayatlarındaki hususi derinleşmeyi başarabilen insanlardı.
Bu insanlar bir insanın hayatını uzatıp kısaltmasının kendi elinde olmadığını çok iyi biliyorlardı. Bu insanlar bir insanın kendi elinde hayatını genişletip daraltma gücünü tutmadığını da biliyorlardı. En çok bildikleri şuydu ki bir insan sadece bir bakımdan kendi hayatına şekil verebilir:insanın elinde ya derin veya sığ bir hayata sahip çıkmaktan başka bir erk yoktur.