"Zaten ben hiçbir şeyin gerçeğine varamadım şimdiye kadar. Yargılarımı sözlere değil,davranışlara göre ayarlamalıydım. İşte ne güzel koku ve ışık saçıyordu bana. Onu yüzüstü bırakmam yakışır alır mıydı? Suçsuz,zavallı hesaplarının ardındaki inceliği kestirmeliyim. Çiçekler öyle değişkendir ki! Ama ben çiçeğimi gereğince sevmek için çok küçüktüm o sıralar."
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. 'Çiçeğim işte şunlardan birinde', deriz kendi kendimize. Ama bir de koyunun çiçeği yediğini düşün,bütün yıldızlar bir anda kararmış gibi gelir. Bu mu önemli değil?"
"Günde tam kırk dört tane günbatımı gördüğüm olmuştur."
Sonra da eklemiştin:
"Biliyor musun,insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor."
"Demek sen kırk dört günbatımı izlediğin gün pek üzgündün?"
Küçük Prens buna karşılık vermedi.