Kardeşimin adını unutmuştum,yüzünü de öyle. Bir korumam vardı, kardeşim gibiydi,onun da adını hatırlamıyordum. Annem kimdi? Ona ne olmuştu? Hiçbir şey bilmiyordum.
Fakat parmaklarımın kanayacağını bile bile tırnaklarımla duvara tek bir isim kazımıştım:Tugay.
Kalbimizi birine verdiğimizde karşımızdaki kişi,her ne yaparsa yapsın kalbimiz daima onun ellerinde kalmaya devam edecek sanabiliyordu halbuki bu ne büyük bir yanılgıydı,şimdi bunu daha net bir şekilde görebiliyordum. Çünkü sevgi ve aşk çaba gerektirirdi,o çaba onarırdı kalbi;diğer türlüsü sadece geç kalış olurdu. Bu kadardı,daha ötesi yoktu.
"Ve o an ondan bir şans istediğim için bile kendimi berbat hissettim çünkü bu bencillik ve yüzsüzlüktü. Ondan senelerini aldım,değersiz hissettirdim ve bir çaba bile vermedim. Bana dedi ki 'kötü geçen hiçbir günümde yanımda yoktun,sevgi bu değildir Marco.' Haklı,sonuna kadar haklı.
"Sevgili Avukat"
"Efendim?"
"Bana güneşi gösterdiğin günü hatırlıyor musun?"
"Evet."
"Ben her sana baktığımda o gün gibi hissediyorum,söylemek istedim."