Bağıra bağıra ağlayamadığımız için teselliyi birbirimize ve sokaklara sokulmakta buluşumuz. Bir yası tamamlayamadan ötekine savruluş. Hain namluların bir kez daha çevrilmesi. Barışa,bu toprakların dirlik ve esenliğine, ortak rüyalardan süt emmeye duyduğumuz inancın zedelenmesi. Kötülüğün bu topraklarda hep pusuda beklediğini acıyla farkediş. Aynı acıyla ortak bir aklın, ortak bir ahlakın etrafında kenetleniş. Acının toprağını kaç çeşit duygu yağmuru yıkadı böyle ? Kaç çeşit duygu oradan oraya attı kendi içimizde?
Türkiye'de siyaset farklı olanın kolaylıkla ihanetle sonuçlanabildiği kaypak bir zeminde işlev görüyor. Kendisinden farklı olani işitmemek üzerine kurulu bir düşünce hayatı var.
Türkiye'deki çaresizlik duygusunun kaynaklarından biri de, iyilerin mükâfatlandırılmayıp kötülerin cezalandırılmaması sonucunda ortaya çıkan yaygın sosyal depresyon. İyilik ve yeniliğin iltifat görmeyeceğine,
"salla başını, al maaşını" zihniyetinin hep saltanat süreceğine duyulan kuvvetli itikat, insanları tembelliğe sevk ediyor.
Özgüven eksikligi ve öğrenilmiş çaresizligin, Türkiye de yenilikçi fikirlerin gelişmesini engelledğini söyleyebiliriz. Türkiye'de birey, çocukluk yıllarından itibaren, hem ailede hem de okulda, etkisiz ve güçsüz bir kişi olarak yetiştiriliyor. Kuralları büyükler koyar; çocuklar, ne yaparlarsa yapsınlar, bu durumu degiştiremezler. Bu da onları sessiz ve derinden ilerleyen bir çaresizliğe iter. Tabii bu durum bireyin kendisine duyduğu güvenin azalmasına da yol açar. Bir seyler üretebileceğine, başarabileceğine inanmayan birey, herhangi bir fikir ortaya koyamaz veya "kendini sansürleme" cihetine gider. Erken çocukluk döneminden itibaren böyle yetişen bireyler, büyüyüp bir şeyleri degiştirebilecekleri, etkilerini gösterebilecekleri yaşa geldiklerinde bunun asla gerçekleşmeyeceğine inanır ve harekete geçmeyebilirler. Okullarda muhalif düşünceleri bastıran katı hiyerarşik yapı; ailede ve yurtta bağımsızlık yerine bağımlılığın kışkırtıldığı, kendi başına ayakta durmanın ve soru sormanın hoş karşılanmadığı psikolojik hava, müstakil düşünceyi hep frenler. Bu duruma bir de farklı düşünen herkesi fişlemeye ve hain ilan etmeye yatkın paranoyak resmiliğin katkısını ekleyin.