Sosyal psikoloji sanırım psikoloji disiplini içerisinde en merakla takip ettiğim yaklaşım. Sinan Alper ve Onurcan Yılmaz bu çok ilginç kitaplarında, sağcı ve solcu insanların psikolojik yapılarını karşılaştırmışlar. Aslında kendileri sadece aktarmışlar, bu alanda yapılan yüzlerce çalışmanın sonuçlarını bu kitapla özetlemişler.
Baştan söyleyelim kitap Marksist bir kitap değil. Yazarlar kendileri ile ilgili pek ipucu vermemeye çalışsalar da, solculuğa göz kırptıkları belli oluyor. Ancak evrimsel açıdan sağcılığın nedenlerini ve hangi koşullarda işlevsel olabileceğini de nesnel bir şekilde ortaya koyuyorlar.
Kitabın bence en tartışmalı noktası; solculuğu ekonomik görüşlerden ayrı, kültürel bir zeminden tanımlaması. Böylece zemin sol-sağ değil liberter-muhafazakar karşılaştırmasına dönüşüyor. Bu gözle okuyup kabul edince, birçok yaratıcı düşünceye ilham veren tatlı bir kitap bu.
Mesela solcuların yeniliğe daha açık, analitik düşünen, rasyonel insanlar olduğu ancak sağcıların duygulara öncelik veren, dürtüsel ve korumacı insanlar olduğu gibi deneylerle kanıtlanmış akademik çalışmalar, insanı epey düşündürüyor.
Beyin yapısı, aile, çocuk sayısı, olumlu/olumsuz düşünme, ahlak, ölüm gibi boyutlarda solcularla sağcılar farklı insanlar mı? Ben evi daha düzenli olanların ve kediden çok köpek besleyenlerin sağcılar olduğunu öğrendiğimde kendimi bir sorguladım ama "bilişsel kapalılık", yabancılardan iğrenme ve her şeyi bir defada açıklayan basit cevapları benimsemek gibi özellikler devreye girince içim ferahladı :)
Zaten 106 sayfalık bu incecik kitabın tamamını özetlemeden şunu da ekleyeyim; kitabın ana tezi sağcıların dünyayı tehlikeli, öngörülemez ve bilinemez bir yer olarak algılarken; solcuların dünyayı bilinebilir ve düzenli bir yer olarak algıladıkları üzerine kurulu. Tüm
Argasdi'nin Ocak 2025te yayınlanacak Rosa Luxemburg dosyasına, benden de bir yazı istenince; "eksik kalmasın" deyip okudum... Kitap Rosa'nın çeşitli zamanlarda kaleme aldığı makaleler, konuşma metinleri, mahkemelerdeki savunmalar ve son makalesinden oluşan bir derleme. Kitaba adını veren makale ise daha sonra kendisini katledecek Alman Sosyal Demokrat Partisi'nden kopuş sürecinde oluşturdukları Spartakist Birliği'nin görüşlerini özetliyor. Kitaptaki en çarpıcı yazılar, sonradan sosyal demokrasinin amentüsü konumuna gelecek teslimiyetçi, uzlaşmacı ve kaypak fikirlere karşı parti içinde yürüttüğü polemiklerden oluşuyor. Rosa Luxemburg'un fikirlerine dair kapsamlı bir analizi Argasdi'deki yazımda ifade ettiğimden, burada uzatmıyorum. Ama bu kitabı da, Argasdi'nin yeni sayısını da mutlaka edinin diyorum...