Dünyayı gözümüzde büyüttük aldandık.
Ebedi kalacakmışız gibi kendimizi kandırdık.
Sireni çalan ambulans sesleri, bize ölümü hatırlatmadı.
Her gün duyduğumuz ölüm haberleri, bizi hiç korkutmadı.
Minarelerden yükselen selalar, bizler için diye düşünmedik.
Geçen ömrümüzü, malayani şeylere harcadık.
Kainat kitabını evlere süs niyetine astık.
Rabbimizin kelamına hiç kulak asmadık.
Nakış gibi işlenen düzenden bi haber yaşadık.
Ömrün vahametini yaşlanınca anladık.
Ölüm bize ulaşmadan gafletten uyanalım.
Yapacaksak işimizi bugünden yapalım.
Yarınlar için epey geç olabilir,
Melekül mevt ansızın karşımıza çıkabilir.
Ebediyete irtihalimiz, hüsranla sonuçlanabilir…
~Serhat Şan~
Dünya dünya diye ömrü zayi ettik.
Dünya sevgisini kalbe ilah ettik.
Kalp taş kesildi ahiret yurduna karşı,
Mevla kalbi mühürledi kaldı kaskatı.
Hesap epey zordur, bir ipin hesabı Çetin.
İstersin istersin de hep dünyevi güzellik
Dünyaperest olmuşsun, kendine bir silkele
Yarın Hakka hesap vereceğini aklında belle
Beşeri memnun edemezsin, hep kusur arar dururda
Her halükarda mevlam sever ne kadar nankör olsanda.
~Serhat Şan~
Küçük yaşta gördüm hayatı.
Bu yüzdendir olgun tavırlarım.
İnsanların çıkar ilişkisi, midemi bulandırdı.
Tek kalıp kabuğuma çekildim, insandan uzak.
Ben kimseye karışmam, biri bana karışmadan.
Kenardan hep yürürürüm, korkarım cani yaratıktan.
Kaç yüzü var bilemezsin; hep bir istihfaf hep bir menfaat.
Yanlızlık güzel şey, en iyi dostum benim.
Bir derdim, sıkıntım varsa Rabbime konuşur içimde bitiririm.
İnsana ne dert anlatacan, dinler mi ki sandın
seni?
Derdi veren Mevla derman vermez mi sanki.
~Serhat Şan~