Hasan el- Basrî (r.h.) şöyle demiştir:
“Konuşması çok olanın yalanı çoğalır. Malı çok olanın günahı çoğalır. Ahlâkı kötü olanın nefsi azap görür veya nefsine azap çektirir.
Resulallah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Mümin bir kimsenin dili, kalbinin arkasındadır. Konuşmak istediği zaman kalbiyle o şeyi düşünür, sonra diliyle onu geçiştirir, münafığın dili kalbînin önündedir. Bir şeyi kastettiğinde diliyle söyler, kalbiyle düşünmez.”
Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.
İsrâ Sûresi (1. Ayet)
Bir insanın ölüm ve yaşam arasındaki nüansı inanılmaz bir şekilde kitapta bariz anlatılmakta.
Öleceğini bildiğini ve kısıtlı bir zaman, sadece altı hafta kaldığını, ölüm düşüncesi onu uyutamamasını, bizlere aktarıyor. Bu kitabı okurken bir tefekkür ettim, insan öleceğini bile bile yaşıyor ama ölmeyecekmiş gibi hayatını idame ediyor. Ölüm düşüncesi sürekli aklımızda olduğu vakit, çevremize ve kendimize karşı müsamahalı ve erdemli olacağımızı düşünüyorum. Ölüm gerçek ve bir o kadar da acı bir şey.