Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kadınların yükselen zılgıt sesleri durmadan devam ediyordu. Annemi zorla çekerek kadınların ortasında oynattılar. Sonra Ümmü Abd'ı ve Ümmü Muhammed'i onun yanında oynamak üzere zorla getirdiler. Hep birlikte oynuyorlardı. O eğlencenin, coşkunun ortasında akan gözyaşlarına bir anlam veremezdiniz. Fakat kampta hayat böyledir. Her sevinç bir yerlerde kabuk bağlamış bir yarayı yeniden deşer. Yeni baştan acı hatıraların kapısını aralar.
Evet, kamplarda yaşayanlar da kötü şartlarda yaşiyordu, Çeşitli zorluklarla mücadele etmelerine rağmen, diğer insanlar gibi seviyor, aşık oluyorlar, bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı.
Derken öğlen sayımı başlardı. Ondan sonra da öğle yemeği gelirdi. Birkaç dilim ekmek ve sebze çorbası verilirdi. İçinde baz havuç gibi sebzeler olurdu, ama genellikle tuzlu sıcak sudan ibaretti. Bazen patates ezmesi veya pilav ya da birkaç dilim patlıcan çıkardı. Her bir kişinin payına bir tadımlık kadar bile düşmediği olurdu. Esirler yemeklerini yedikten sonra bazıları tabakları yıkamaya başlar, diğerleri de duvara yaslanarak beklerdi. O kadar yorgun ve bitkin olurlardı ki gözkapaklarına hakim olamayıp uyukladıkları olurdu. Gardiyanlardan biri görecek olsa hemen koşar uyuma diye bağırırdı.
Annem her zaman söylerdi: "Adamları, adamların nefesi yaşatır." diye. Öyle anlaşılıyordu ki, izzetli direniş birçoklarının içindeki umuda ve gayrete hayat vermişti.