Anlamak ve nüfuz etmek için yavaşlamak, duraklamak ve durmak gerekir. Nerede hızlanacağını, nerede yavaşlayacağını bilmek, bize sahih bir düşünce ameliyesinin öğrenileceği en kıymetli ilkelerden biridir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Verim yağmuru yağsın ülkemize
Mekke'ye Medine'ye Şam'a
Kudüs'e Bağdat'a İstanbul'a
Semerkand'a Taşkent'e Diyarbekir'e
Yetiş Peygamber imdadı yetiş
Yetiş Allah'ın izniyle
Yetiştir erlerini Amin
Diriliş bayraklarını taşıyan
Şehit gömleklerini peşin giymiş
Ateşten, sudan geçer gibi geçen
Allah önünde her varı yok gören
Dağların üstünde erip
Kentlere şafaklar gibi ağan
Küçük askerlerini
Gül diksinler diye yeni topraklarına
İnsanın ta gönlüne
Yetiştir erenlerini
Allah'ım
Köpüklü dağlardır denizin ucunda biten Sallanarak karşıma dikilen
Eski çocuk gül gibi dağılıp gitti atlarda Atlar kan çizgileri ufuklarda
Çocuklar
Tiftiklenmiş öyküler bahar akan mezarlarda
Genç ölmüşlerdir dedelerim
İlgim yok benim bu erken ağarmış saçlarla
Denizin düşüyüm ben karada Lânetlenmiş bir öğle sıcağında
Kararmış bir düşüm ben
Güneşte yanmış bir gül sesi
Gün doğarken dama çarpan bir güvercin Kerpiç taşıyarak gölgesini kısaltan
Ah yüzü kurumuş bir bağın çalı çırpısına dönmüş
Yaşlı kadınlar korosu Sessiz bir yası yüzleriyle okuyanlar
Bir cihan savaşını Matem tülbentinde damıtanlar
Benim kadınlarım