Tam da şu anda o gizemli takımyıldızı, güney yıldızı tam tepemdeydi, ışıltılı elmaslarla görünmez bir yere dikilmiş gibi duruyordu ve sanki dalgalanıyor gibiydi, aslında tek hareket eden şey dev bir yüzücünün karanlıklar içinde nefes alışları gibi bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı süzülen gemiydi. Orada duruyor ve yukarıya bakıyordum; sıcak suyun tepeden aktığı bir havuzun içinde gibiydim.
ha, şunu da ekleyeyim ki yeni bir ev satın aldım. Bu yakınlarda dayayıp döşeyeceğiz, kutlama şöleninde sizi görmeyeceğimi umarım. Güle gü le, Bayım!'
« Evime koştum. 'Mahvolduk hanimnine!' diye bağırarak hanımninemin yanına koştum. Ne olduğunu anlamadan çığlığı kopardı. Tam o sırada Todor Nikolayeviç'in uşağı çıkageldi, içinde bir sığırcığın uçuştuğu bir kafesi getirmişti: Onu nişanlıma ben armağan etmiştim. Üzerine Nisanbalığı yazılı bir pusula iliştirip bana geri dönderiyorlardı...»
Sonra ne oldu?
«Ne olacak?. Bir gün Todor Nikolayeviç'le karşı laştım ve bu gerçekleri söyleyip alçaklığını yüzüne vuracak oldum...>>
«Peki sonra?»
«Elimden gelmedi.
Şaka ediyorsunuz, Todor Nikolayeviç, bu kâğıdı size muziplik olsun diye, özellikle vermiştim.'
"Ya, demek şakacıktandi? Görev şakaya gelir mi sanıyorsunuz? Bayım, iyi bilin ki böylesi şakalar sizi bir gün Sibirya'ya götürür. Şimdilik, güle güle. Sizinle konuşacak vaktim yok: Müfettiş geldi, görev her şey den önce gelir; siz şakalardan hoşlanıyorsanız, be nim ciddi işlerim var.