Zayıf veya güçlü halklarıyla bütün bu dünya, yoksulların barakaları ve ya zenginlerin muhteşem saraylarıyla bütün bu binalar, bütün bunlar, bu alacakaranlikta, koyu mavi gökte hafif bir buhar gibi biraz sonra yitecek bir masal rüyası gibi duruyordu...
«Daha yazacak ne kadar müsvedde kaldı?»
«Ah kardeşciğim!..»
Vasya, arkadaşının bu sorusu sanki dünyanın en kötü, en korkunç sözüymüşcesine yüzünü buruştur du.