Görünüşe göre, partnerlerimiz dünyadaki gelişimimizi büyük ölçüde etkiliyor. Bunun aksi imkânsız. Sadece kendimizle ilgili nasıl hissettiğimizi etkilemekle kalmıyorlar, ayrıca kendimize inancımızda ve hayallerimizi, umutlarımızı gerçekleştirmemizde de etkililer.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Partnerimiz temel bağlanma ihtiyaçlarımızı karşılayamadığında kronik bir kaygı ve gerilim hissediyoruz, bu da çeşitli kırgınlıklara sebep oluyor. Bize güvenli dayanak sağlayamayan romantik bir partnerle birlikte olmak sadece duygusal sağlığımızı tehlikeye atmakla kalmıyor, fiziksel sağlığımızı da olumsuz yönde etkiliyor.
Yetişkin bağlanmasının temelini tek bir cümleyle açıklamamız gerekseydi, bu şu olurdu: Bağımsızlık ve mutluluğa giden yola çıkmak isterseniz, öncelikle bağlanılacak doğru insanı bulun ve bu yolculuğa onunla çıkın.
Beyin görüntüleme teknolojisi gelişmeden önce, John Bowlby yaşamımızı paylaşacak birine ihtiyaç duymamızın genetik yapımızdan kaynaklandığını ve kendimizi ne kadar sevdiğimiz ya da gerçekleştirdiğimizle ilgisi olmadığını anlamıştı. Bowlby, özel birini seçtiğimizde güçlü ve genellikle kontrol edilemez güçlerin devreye girdiğini keşfetti. Ne kadar bağımsız olsak da bilinçli isteğimiz dışında yeni davranış biçimleri ortaya çıkmaktadır. Partnerimizi bir kez seçtikten sonra, bağımlılığın olup olmadığı sorusu ortadan kalkar. O daima vardır.
Mükemmel bir birlikteliğin kırılganlık ve kaybetme korkusu gibi duygular içermemesi kulağa hoş gelse de biyolojimiz böyle değildir. Bir insan çiftinin tek bir fizyolojik birim haline gelmesinin, yani partnerim tepki veriyorsa benim de tepki vermem ya da partnerim üzgünse bunun beni de huzursuz etmesinin hayatta kalmak için güçlü bir avantaj sağladığı evrim vasıtasıyla kanıtlandı. Partnerimin benim bir parçam olması, onu kurtarmak için her şeyi yapacağım anlamına gelir; bir insanın başka birinin esenliği, sağlığı için böylesi çaba göstermesi, her iki taraf için de çok önemli varlığını sürdürme avantajları taşır. Farklı bağlama stillerine sahip insanların bu güçlerle baş etme çeşitliliğine rağmen -güvenli ve kaygılı olanlar bunları kucaklama, kaçıngan olanlar bastırma eğilimindedir- her üç bağlanma stili de o özel kişiyle bağlantı kurmaya programlıdır.
İki kişi yakın bir ilişkide olduğunda birbirlerinin fiziksel ve duygusal sağlığını düzenler. Fiziksel varlıkları ve ulaşılabilir oluşları stresi azaltır ve bu durum kendini hipotalamusta belli eder.