Aşk tek taraflı bir coşkudur. Maşukun kim olduğunu düşünmez. “Kişisel bir öz çoşku"dur ve işte bu yüzden hep hata yapar, seçimde zorlanır veya hep tek taraflı kalır. Bazen birbirine benzemeyen iki yabancının arasında bir aşk kıvılcımlanır, olay karanlıkta olduğu için ve birbirlerini görmedikleri için bu yıldırımın patlamasından sonradır ki onun ışığında birbirlerini yüzünü görebilirler. İşte buradadır ki bazen aşkın kıvılcımından sonra birbirlerini yüzüne bakan âşık ve maşuk, birbirlerini tanımadıklarını hissederler.
Aşktan sonra ortaya çıkan tanımazlık ve yabancılık -ki az bir sorun değil- oldukça çoktur.
Ama sevmek aydınlıkta kök salar, ışığın altında yeşerir ve büyür. İşte bu yüzden hep tanıdıktan sonra ortaya çıkar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aşk her renkte ve her düzeyde, gizlide veya açıkta, somut güzellikler ile bağlantılıdır. Schopenhauer'in dediği gibi: "Sevgilinizin yaşına yirmi yıl daha ekleyin, sonra bunun doğrudan duygularınızda bıraktığı etkileri düşünün."
Ama sevmek ruhun içine öyle bir dalmakta ve ruhun güzelliklerine öyle tutunup kendinden geçmekte ki somut güzellikleri bambaşka bir biçimde görür.
Aşk daha çok şehvetten sulanır ve şehvetten kaynaklanan her şey değersizdir.
Sevmek ruhtan doğar ve bir ruh nereye kadar yükselebilirse, sevmek de onunla birlikte yükselir.
İnançlarınız hakkında ne söylerseniz söyleyin, gerçeği meydana getiren uygulamalarınızdır, sadece konuşmak hiç bir anlam taşımaz. Eğer bir kralın dinine itaat ediyorsanız artık yaşantınızda Allah'ın dinine yer yoktur. Eğer zamanınızın yönetiminin, İngiliz ya da Almanlar'ın ya da kendi ırkınızın ve ülkenizin dinine boyun eğiyorsanız Allah'ın dini bu yaşantıda yer alamaz. Fakat eğer Allah'ın dininin gerçek bir taraftarıysanız kalbinizde başka bir dine yer yoktur.
Yani din, devlet ya da hükümet gibi; şeriat, bu devletin ya da hükümetin yasaları gibi; ibadet de yasaları kabul etmek ve uygulamak gibidir. Bir kişinin yöneticiliğini ve onun kanunlarına itaat etmeyi kabul ettiğiniz zaman onun dinine girmiş olursunuz . Eğer Allah'ı yöneticiniz olarak kabul ederseniz, Allah'ın dinine girersiniz; eğer belirli bir milletin yöneticiliğine girerseniz o milletin dinini, eğer bu kendi milletinizse, kendi milletinizin Din'ini kabul etmiş olursunuz. Kime itaat ederseniz onun dinine girersiniz ve onun kurallarını takip ederek ona ibadet edersiniz.