Tahlil sonuçlarını öğrenmediğimiz sürece zihnimiz bu boşlukları pozitif düşüncelerle doldurabilir ve sağlıklı olduğumuza inanma şansımızı yitirmeyiz. Ancak tahlil sonucunu bir kez öğrenirsek onu tekrar unutma şansımız yoktur ve sonuçlar iç açıcı değilse hayatımız telafi edilemez biçimde değişir. Dolayısıyla bilmemek, belki bir süre için bizi mutlu kılabilir ama aynı zamanda daha beter bir sonuca yol açma potansiyeline sahiptir.
İnsanların kontrollü olma hislerini arttırın. İçgüdülerimiz birinin davranışlarını değiştirmek için ona emir ve talimatlar yağdırmamızı söyler. Ancak insanlar özgürlüklerinin kısıtlandığını düşündüklerinde gergin ve demotive olurlar ve aynı şekilde karşılık vermeye meylederler. Oysa eylemlilik hislerini artırarak daha mutlu, daha sağlıklı, daha üretken ve daha uyumlu olmalarını sağlayabiliriz. Mesela insanlara vergilerinin hangi alanlarda nasıl harcanması gerektiği konusunda söz hakkı vermek ya da en azından bir öneride bulunma imkanı tanımak, vergisini zamanında ödeyenlerin sayısını artırır. Etki yaratmak istiyorsak içgüdümüze yenik düşüp insanlara emir vermek yerine, seçenekler sunmayı başarmalıyız.